Sosyal devlet ilkesi açısından ailenin korunması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2009
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HATİCE ÇAKIRBAY ÇİMEN
Danışman: OĞUZ ŞİMŞEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Aile, toplumların ve özellikle Türk toplumunun temelidir. Geçmişten beri önemi ve değerini koruyan aile kurumu, bireysel ve toplumsal sorunların üstesinden gelebilmek için önemli bir adres olarak gösterilmektedir. Fertlerin ve ailelerin sosyal durumları, huzur ve refahlarıyla ilgilenen, fertlere ve ailelere insan onuruna yaraşan asgari bir yaşam düzeyi sağlamayı hedef bilen ?sosyal devlet?, ailenin korunması için gereken tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasanın 2 nci maddesinde, ?sosyal devlet? ilkesini benimsemiş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 41 nci maddede ?ailenin korunması? ilkesine özellikle yer vermiştir. 41 nci maddenin gerekçesindeki ifadeler, Anayasanın 174 ncü maddesi hükmü, Anayasa Mahkemesi'nin kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anayasa koyucunun aile anlayışı ?resmi nikahla yapılan evlilikler? neticesinde ortaya çıkan, anne-baba ve varsa (evlatlık da dahil) çocuklardan oluşan ailedir. Resmi evlilik dışı yaşam birleşmeleri ve imam nikahı ile kurulmuş beraberlikler, Türk Medeni Kanunu' da ?yok hükmünde? kabul edildiklerinden, Anayasa'nın 41 nci maddesi kapsamında ?aile? kavramına dahil değildirler. Aynı gerekçelerle, gerek ?sosyal devlet? ilkesi açısından ve gerekse 4320 sayılı kanun çerçevesinde korunan aile de, yine resmi nikahla kurulan ailedir.Sosyal devletin hedefi, ?insanları yardıma muhtaç hale getirmek değil, yardıma muhtaçlıktan kurtarmak? olmalı ve aile politikaları da bu felsefe üzerine oturtulmalıdır. Aileleri ?hazırı tüketmeye? yöneltmek yerine, sürekli gelir sahibi yapacak ekonomik önlemlerle toplumda üretime katmak yolları tercih edilmelidir. Ailelerde en az bir kişinin iş sahibi yapılmak suretiyle sosyal güvence altına alınabilmesi durumunda, ailenin diğer fertleri de otomatikman sosyal güvenlik şemsiyesi altına dahil olabilecektir. Böylece, sosyal devlette kişilerin ve ailelerin huzur ve refahı sağlanabilecektir.Devletlerin, aile kurumuna hak ettiği önemi vererek, aileye yönelik planlı, uzun vadeli ve kalıcı politikalar belirlemeleri gerekmektedir. Ülkemizdeki üstü kapalı aile politikaları maalesef ailelerin sorunlarına kalıcı çözümler getirmeye yeterli ve elverişli görülmemektedir. Ülkemizin artık ?Aile, Sosyal Hizmet ve Yardımlar Bakanlığı? gibi icracı bir bakanlığa kavuşturulmasının zamanı gelmiştir.4320 sayılı Kanun'un varlığını (özellikle ülkemizde yaşayan kadınlar ve çocuklar bakımından) önemli bir kazanımdır. Bu kanun aile içi şiddeti önlemeye çalışarak, toplumun temelini oluşturan ailenin ve fertlerinin korunması yönünde önemli işlevlere sahiptir.Aile Mahkemelerinin faaliyete geçirilmiş olması da aileye yönelik önemli bir hizmet sayılmaktadır. Aile mahkemeleri, ihtisas mahkemeleri olmaları ve psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanlarla işbirliği içinde çalışarak aileyi ilgilendiren dava ve işlere sağlıklı çözümler üretmeye gayret etmeleri nedeniyle, sosyal devlet ilkesi açısından ailenin korunmasına önemli katkılarda bulunmaktadırlar.