Samuel Beckett tiyatrosunda dilin kullanımı ve öznellik anlayışının incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sahne Sanatları Ana Sanat Dalı (Konservatuvar), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEÇKİN ONUR ŞEN

Danışman: Aslıhan Ünlü

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, dil ile hakikat ve öznellik arasındaki ilişkinin değişen felsefi görüşler etrafında tiyatroyu ve temsili etkilediği görüşünü temel alır. Antik Yunan'dan 19. yüzyıla dek süren dil ile hakikatin bire bir örtüştüğü ve dilin, şeylerin özünü yansıtan ve onların yerini mutlak surette simgesel açıdan karşılayan logos merkezli Batı düşüncesi bu yüzyıldaki dilbilimsel ve psikanalitik gelişmelerle sarsılır. Dilin insan yapımı doğasının şeylerin kendisiyle değil, toplumsal uzlaşıyla oluştuğu görüşü tarih boyunca, özellikle Descartes'ın düşüncelerinden beri, cogitocu özne düşüncesini yerinden eder. Dil, öznenin değiştiremediği, yalnızca toplumsal uzlaşım kurallarınca değişen ve özneyi de değiştiren bir dizge olarak düşünülmeye başlanır. Bu değişim başta tiyatro olmak üzere tüm güzel sanatlarda paradagimatik bir kaymaya sebep olur. Böylece Aristoteles'ten Hegel'e değin akıl ve sözle gelişen klasik dram anlayışı bir takım radikal dönüşümlere maruz kalır. Tarihsel Avangard'larla beraber klasik temsil biçiminin reddedilmesiyle tiyatro "Temsil Krizi" diye bilinen döneme sürüklenir. Dil, performatif doğasıyla öznelliğin parçalı yapısını anlatmak için kullanılan bir araca dönüşür. Samuel Beckett, Tarihsel Avangard'larla başlayan bu temsil krizine Absürd tiyatro anlayışıyla farklı bir soluk getiren tiyatro sahnesindeki en tartışmalı isimlerdendir. Beckett'in dil ve temsil anlayışı tiyatroyu performans ve metin arasında sürekli bir alışverişe sokacak denli özgün ve açık bir yapı sunar. Bu yapı, klasik temsil anlayışının hakikati temsil ettiği görüşünü parçalar. Beckett dili, hakikatin önündeki en büyük engel olarak görür. Bu yüzden dil parçalanmalı ve dilin ardındaki Gerçek'in ışığı parçalanmış bu dilin gediklerinden, sessizlikler ve eksilen anlamlarla sızmalıdır. Dolayısıyla postmodern düşüncede dilin düzensizliği öznenin düzensizliği olarak görülür. Bu noktada incelemenin kendine destek aldığı en önemli isim Jacques Lacan olacaktır. Lacan'ın dilbilimsel çalışmaları ve özne anlayışı Samuel Beckett oyunlarının çözümlenmesinde temel kaynakları oluşturacaktır. Samuel Beckett tiyatrosunda dil ve özne anlayışının postmodern düşünce izleğinde gelişen özne kuramını desteklediği, öznenin dile değil, dilin özneye sahip olduğu düşüncesinin Beckett oyunlarında izleri sürülecektir. Anahtar Kelimeler: Dil, Öznellik, Beckett, Lacan, Postmodernizm.