Medeni Yargılama Hukukunda ispat hakkı ve sınırları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PINAR ÇİFTÇİ

Danışman: MUHAMMET ÖZEKES

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İspat hakkı, temel bir yargısal hak olarak Türk hukukunda ilk olarak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda müstakil olarak düzenlenmiştir. Bu kanunlaştırma faaliyetinde önce ise, ispat hakkı hukukî dinlenilme ve âdil yargılanma haklarının birer unsuru olarak yine Kabul edilmekteydi. Ancak çalışmamızda da ortaya konulduğu üzere, ispat hakkı göründüğünden çok daha geniş bir alana yayılmaktadır. İspat hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (m. 6) ve Anayasa (m. 36) tarafından garanti edilen yargısal temel haklardan birisidir. İspat hakkı, pek çok başka yargısal temel hak tarafından desteklenen ve medenî yargılama hukukunun merkezinde bulunan bir haktır. Âdil yargılanma hakkı, alenî yargılanma hakkı, silâhların eşitliği ilkesi, âdil şekilde delil sunma hakkı, adalete erişim hakkı, makûl süre içerisinde yargılanma hakkı bunlardan sadece bazılarıdır. Temel bir yargısal hak olarak ispat hakkının üzerinde çok sayıda da sınırlama mevcuttur. Bunlar içerisinde en önemlilerinden birisi, temel hak çatışmalarından doğanlardır. İspat hakkı bazı durumlarda özel hayatın korunması hakkı, sözleşme özgürlüğü, ailenin korunması hakkı veya kişisel hakların korunması gibi haklarla karşı karşıya kalabilir. İspat hakkının üzerinde aynı zamanda Kanun'dan veya uygulamadan kaynaklanan da çok sayıda sınırlama vardır. Türk medenî yargılama hukukunda geçerli olan belirli bir miktarın üzerindeki hukukî ilişkilerin senetle ispatı (senetle ispat kuralı) ispat hakkı üzerindeki en önemli sınırlamalardan birisidir. Bu sınırlamaya göre sözleşmeye dayalı her türlü iddianın senetle ispatlanması gerekir. Dolayısıyla ispat hakkının kendisi kadar, sınırlamaları da oldukça önemlidir.