Birincil IgA nefropatisinde C4d varlığının ve yoğunluğunun böbrek hasarlanma derecesi ve böbrek sağkalımı ile birlikteliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CİHAN HEYBELİ
Danışman: CANER ÇAVDAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç ve hipotez: Bu çalışmanın amacı birincil IgA nefropatili hastaların glomerüler C4d boyanmasının demografik, klinik ve histopatolojik bulgularla birlikteliğini değerlendirmektir. Glomerüler C4d boyanması pozitif olan hastalarda komplemanın lektin yolunun aktivasyonu olduğu düşünülmekte; bu hastalarda böbrek hasarlanma derecesinin ciddi ve böbrek sağkalım oranının ise düşük olması beklenmektedir. Yöntem: 2003 Ocak ile 2013 Aralık tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi (DEÜTF) Nefroloji Bilim Dalı tarafından değerlendirilmiş ve birincil IgA nefropatisi tanısı almış olan 18 yaş ve üzeri 45 hasta bu araştırmaya dahil edilmiştir. 8 hasta biyopsi dokusunun yetersizliği nedeniyle araştırmadan çıkarılmıştır. Hastalar bölüme davet edilip, önceden alınmış olan böbrek biyopsi materyallerinin glomerüler C4d boyanması açısından yeniden değerlendirilmesi ve hastalık öyküsüne ilişkin bilgilerin kullanımı yönünden kendilerinden gönüllü aydınlatılmış onam formu alınmıştır. Hastaların DEÜTF hasta arşivinde yer alan dosyaları retrospektif olarak incelenmiştir. DEÜTF Patoloji Anabilim Dalı tarafından tanı aşamasında değerlendirilmiş olan böbrek dokuları C4d kiti (Cell Marque ® C4d/SP91 monoklonal antikoru) ile yeniden boyanarak glomerüllerde ve glomerül dışı alanlarda boyanma açısından değerlendirilmiştir. Glomerüler C4d boyanma sonucuna göre (pozitif/negatif) hastalar gruplara ayrılmıştır. Bu gruplar demografik (hasta yaşı, cinsiyet), klinik (biyopsi sırasındaki proteinüri miktarı, serum kreatinin düzeyi, kreatinin klerensi, makroskopik hematüri varlığı, hipertansiyon varlığı, immunosupresif ilaç kullanımı, renal replasman tedavisi ihtiyacı) ve histopatolojik (peritübüler kapillerler, interlobüler arterler, glomerüller ve tübüllerde C4d boyanması; Oxford sınıflandırma sistemi kriterleri; mezangial immünglobülin birikimleri; kresent varlığı) özellikler açısından karşılaştırılmıştır. Glomerüler C4d boyanması monoklonal antikor kullanılarak immünohistokimyasal yöntem ile incelenmiştir. İstatistiksel analizler için SPSS 16.0 programı kullanılmış, p değerinin 0,05'den düşük saptanması durumunda bulgular istatistiksel açıdan anlamlı olarak değerlendirilmiştir. Sayısal veri analizi için ki-kare testi ve Fisher kesin testi, ölçümle belirlenen değişken analizi için Mann-Whitney U testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Glomerüler C4d boyanmasının renal sağkalım üzerine olan etkisini değerlendirmek için Kaplan-Meier ve Cox oransal risk analizlerinin kullanılması planlanmıştır. Bulgular: 20 ile 71 yaş arası olduğu gözlenen 37 hastanın 11'inin kadın ve 26'sının erkek olduğu saptanmıştır. 37 hastanın 16'sının C4d-pozitif ve 21'inin C4d-negatif olduğu belirlenmiştir. Ortalama 24.3 ay (minimum 90 mL/dk) ve serum kreatinin düzeyinin ortalaması 1,248 mg/dL iken (normal referans değerler: 0.51-0.95 mg/dL) pozitif grupta bu değerler sırasıyla 54.87 ml/dk (p=0.023) ve 2.1 mg/dL (p=0.022) olarak hesaplanmıştır. Glomerüler C4d pozitifliği'nin tanı sırasında daha yüksek kan basıncı (p=0.022), daha düşük glomerüler filtrasyon hızı (p=0.023), daha şiddetli endokapiller hipersellülarite (p<0.001), daha şiddetli tübüler atrofi (p<0.01) ve siklofosfamid kullanımı (p=0.024) ile birlikteliği gösterilmiştir. C4d-pozitif gruptaki hastaların yaş ortalaması daha yüksek saptansa da (pozitif grupta 45.6, negatif grupta 37.1, tüm hastalarda 40.78) bu durum rastlantısal olarak yorumlanmıştır (p=0.066). Mezangial IgM birikimi'nin glomerüler C4d boyanması, nefrotik düzeyde proteinüri (p=0.055) ve siklofosfamid ihtiyacı (p=0.016) ile birlikte olduğu gözlenmiştir. Kresent formasyonu ile glomerüler C4d boyanması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir birliktelik saptanamamıştır. İnterlobüler arterlerde C4d boyanması ile sellüler kresent formasyonu (p=0.027) ve endokapiller hipersellülarite (p=0.014) arasında birliktelik olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Glomerüler C4d birikimi tanı sırasında daha olumsuz histopatolojik ve klinik bulgular ile birliktedir. Kresent varlığı her ne kadar olumsuz renal sağkalım ile ilişkili olsa da çalışmamızda glomerüler C4d ile istatistiksel olarak anlamlı birliktelik gösterilememiştir. Mezangial IgM birikiminin daha yüksek oranda glomerüler C4d birikimi, daha ileri histolojik evre ve daha agresif tedavi ihtiyacı ile birlikteliği gösterilmiştir. IgM birikiminin süreçteki rolünün aydınlatılması için daha geniş vaka serilerine ihtiyaç vardır. Glomerül dışı alanlarda C4d birikiminin öneminin değerlendirilmesi için de daha fazla sayıda hastada değerlendirme yapılması gerekmektedir.