Tarihi yazılı ve görsel belgeler ışığında halk mimarisi üzerine bir değerlendirme: Erzurum örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGE YİĞİT

Danışman: NEZİHAT KÖŞKLÜK KAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

UNESCO 1972 yılında, Dünya Kültürel ve Doğal Mirası'nın Korunması Sözleşmesi'nde kültürel ve doğal miras alanlarının korunmasını göz önünde bulundurmuştur. Bu bağlamda toplumların ve toplumları oluşturan bireylerin sosyal ve kültürel altyapısını oluşturan somut olmayan kültürel miraslar bu sözleşmenin dışında kalmıştır. 17 Ekim 2003'te imzalanan 'Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi' ile ise bu kültürel mirasın sürdürülebilirliği konusunda önemli bir adım atılmıştır. Türkiye'nin bu sözleşmeye 2006 yılında dahil olmasıyla 'halk bilimi', 'halk kültürü', 'geleneksel kültür ve mimari' gibi kavramlar bağlamında farkındalıklar oluşmuştur. Takip eden yıllarda yayımlanan sözleşmeler, bildirgeler, tüzükler, vd. ile somut olmayan kültürel miras ve halk mimarisi kavramlarının önemi pekiştirilmiştir. Günümüzde yaşam koşullarındaki değişimler sonucunda, süreç içerisinde kaybolmaya başlayan halk mimarisi ve öğelerinin, akademik dünyada oluşan bu farkındalıkların neticesinde belgelenmesi ve korunması gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu çalışmada somut olmayan kültürel mirasın günlük yaşam, sosyal yaşam, inançlar, gelenekler ve çevresel etkenler olarak halk mimarisine yansımaları (somutlaşan öğeleri) bağlamında Erzurum örneği ele alınmıştır. Geçmişi yüzyıllar öncesine kadar uzanan ve kültürler arası etkileşimin fazla olduğu konumlardan birine kurulan Erzurum, somut olmayan kültürel miras ve halk mimarisi bağlamında zengin öğeler barındırmaktadır. Tez kapsamında ele alınan öğelerin kültürel sürekliliğin bir göstergesi olduğunu belgelemek amacıyla, yazılı ve görsel tarihi belgelerden yararlanılmıştır. Somut olmayan kültürel miras olarak değerlendirilen geleneklerimizin ve bu geleneklerin oluşturduğu halk mimarisi ve öğelerinin belge niteliği taşıyan birer kültürel miras olduğu, koruma disiplinindeki önemleri ve neden korunmaları gerekliliğine değinen bu çalışmada, koruma bağlamında salt korumanın yeterli olmayacağı; öğelere ait özün, ruhun ve yere ait değerlerin de göz önünde bulundurulup korunmasıyla ancak bütüncül bir korumadan söz edilebileceğinin önemi savunulmaktadır.