Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AŞKIN BAHADIR
Danışman: Cemile Arzu Aytekin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Postmodernite, 20. Yüzyıl'ın ikinci yarısında çeşitli üslup ve yönelişler olarak, moderniteye tepki olarak ortaya çıkmıştır. Postmodernite ve Postmodernizm genellikle aynı anlamlarda kullanılmasına rağmen, Giddens, postmoderniteyi toplumsal ve kültürel gelişmeler olarak tanımlarken, postmodernizmi ise sanat alanında yaşanan gelişmeler olarak ortaya koyarak birbirinden ayırmıştır. Modern dönemde yaşanan iki büyük dünya savaşı, Avrupa ülkelerinin diğer ülkelere uygarlık götürme vaadiyle yaptıkları katliamlar, soykırım gibi nedenlerle, akılcılığa ve ilerlemeye olan güven azalmış ve modernizme başlayan tepkiler postmodernizmin doğmasına neden olmuştur. İlk olarak modernizmin insanı hapseden tasarımına tepki olarak mimaride gelişen postmodernizm, daha sonra diğer sanat dallarında ve kültürel toplumsal yaşantıda kendisini göstermiştir. Araştırma problemi ile ilgili verileri toplamak için ilgili literatür taraması yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma özelliği taşımasından dolayı, tarama modelleri kapsamında belgesel tarama modelindedir. Postmodernite'de parçalanan gerçeklik ve mekân ile birlikte sanatta da değişen beden algısının ilgili literatüre dayalı olarak derinlemesine incelenmesi, bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmada, Postmodernite'de sosyal, kültürel, bilinçsel anlamda gerçekleşen parçalanma ile bağlantılı olarak, Postyapısalcı teori, yapısöküm ya da yapıbozum kuramı ve Deconstruction adlı düşünsel yaklaşımlar ışığında, Postmodern dönemde gerçekleşen değişimlerle birlikte sanatta gerçeklik,mekan ve beden algısındaki dönüşümler incelenmektedir. Önerilen araştırmada, bedenin kendisi bir gerçeklik, bellek, yazı, iktidar ve dolayısı ile mekân olarak incelenmektedir. Araştırma kapsamında, özellikle 1960 ve sonrası gövde sanatı örnekleri üzerinden Postmodernite'de parçalanan gerçeklik ve mekâna bağlı olarak sanatta da değişen beden algısı değerlendirilmektedir. Fotoğrafın icadına kadar olan süreçte mimetik anlayışla gerçeklik sunmaya çalışan sanatçılar fotoğrafın icadıyla iç dünyaya yönelmişlerdir. Özellikle Kübizm'de gerçeklik algısı mümkün olduğunca parçalanmış eserler üretilmiştir. Postmodern dönemde ise gelişen teknoloji ile gerçeklik sorgulamaları en üst seviyeye çıkmıştır. Bu konuda Baudrillard'ın Simülasyon kuramı büyük önem taşımaktadır. Baudrillard, gerçekliğin yerini alan sanal bir gerçekliği vurgulamaktadır. Bununla bağlantılı olarak da, postmodern sanatta gerçeklik algısı da değişmiş ve parçalanmıştır. Postmodern dönemde bir diğer sorgulamaların hedefinde olan konu ise mekan konusudur. Kübizm'le birlikte hem tuval mekanında mekan algısının parçalanması söz konusu olmuş, hem de daha sonra 1950'lerde asamblaj tekniğinin sanatta uygulanmasıyla birlikte tuval mekanının sınırlarından çıkılarak yeni olanaklar sağlanmıştır. Postmodern düşüncenin farklı disiplinleri etkileyen en önemli özelliği; bütünsellik yerine parçalı yapıyı ortaya koymasıdır. Bunun için özellikle eserlerde kolaj, pastiş, alıntılama, metinlerarasılık oldukça fazla görülen tekniklerdir.Postmodern sanat konusunda gerçekleşen mekan sorgulamaları bağlamında ise, Kübizm'le başlayan mekanın parçalanması ve daha sonra asamblajın bir üst noktaya taşınmasıyla Postmodern sanat biçimi olan enstalasyon sanatı ortaya çıkmıştır. Enstalasyon sanatı, Performans Sanatı ve kavramsal düzenlemelerle modern sanatın tuvalde kendisine yer bulan mekan anlayışı parçalanmıştır. Postmodern dönemde simülasyon kuramıyla bağlantılı olarak sanal mekan algısı meydana gelerek bu algı parçalanmıştır. 1960'lı yıllardan itibaren en önemli mekan sorgulaması olan galeri mekanının sorgulanması ise tartışılan bir diğer önemli konudur. Bedenin parçalanması incelendiğinde, gerçeklik ve mekan algısının parçalanmasından farklı olarak, sanat tarihinde bedeni parçalama 1500'lü yıllara kadar gitmektedir. İlk olarak, Andreas Vasalius bedeni parçalayarak incelemelerde bulunmuştur. Ardından, kilise tarafından yasak olmasına rağmen, Leonardo Da Vinci, bedeni parçalayarak incelediğini kanıtlar nitelikte çizimler yapmıştır.Bedeni parçalama Romantizm'de ise, savaş sonrası insana yapılan işkenceleri ortaya koymak adına Goya ve Gericault tarafından resmedilmiştir. Kübizm'de ise, gerçeklik ve mekan konusunda meydana gelen parçalanmalarda olduğu gibi, beden konusunda da parçalanma yaşanmaktadır.Postmodern dönemle birlikte, Performans sanatı, Body Art gibi sanat alanlarıyla birlikte beden sanatın nesnesi haline gelmiş ve bedeni kullanış açısından beden algısı parçalanmıştır. Ayrıca, Baudrillad'ın Simülasyon Kuramıyla sanal beden, bedensizleşme gibi ütopik amaçlarla sanal bir yaşam isteği bulunmaktadır. Teknolojik değişimler, beden algısında değişikliklere ve beden algısının parçalanmasına neden olmuştur. Gerçek ve gerçekdışı olanın birbirinden ayrılamaması, bedenin parçalanması, benlik, bütünlük duygusunu kaybetmiş olma, kaos ve belirgin olmamanın baskın olduğu ortamda, bilinç de parçalı bir hal almıştır. Araştırmada yukarıda belirtilen hususlar dahilinde, Postmodern dönem içerisinde ortaya koyulmuş ve parçalanan gerçeklik mekan ve bedeni barındıran çağdaş sanat eserlerinden seçili örnekler üstünde ontolojik çözümleme yöntemi de uygulanmıştır. Örnekler üzerinden, içeriksel ve biçimsel olarak postmodern sanatta parçalanmanın nedenleri eserlerdeki real ve irreal varlık katmanları aracılığı ile ortaya koyulmaya çalışılmıştır.