MODERN SONRASI TİYATRODA MİMESİS-DİEGESİS İLİŞKİSİNİN DÖNÜŞÜMÜ
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sahne Sanatları Ana Sanat Dalı (Konservatuvar), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEYNEP ERDAL
Danışman: Aslıhan Ünlü
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, Antik Yunan'dan 20.yy.'a kadar tiyatro sanatında 'gösterme, biçim' ile işaretlenen mimetik ve 'anlatma, dil' ile işaretlenen diegetik temsil kiplerinin 20.yy. sonrası dönüşümünü araştırmayı amaçlamaktadır. Her iki temsil kipi de Antik çağdan 20.yy.'a kadar 'anlamın' tek yönlü aktarılmasına hizmet eder. 20.yy. sonrası gerçekliğin algılanma ve ifade biçiminin değişimi temsiliyetin ifade biçimini de değiştirmiş, temsil kiplerinin işlevini dönüştürmüştür. Bu tezin temel tartışması bu iki temsil kipinin neye ve nasıl dönüştüğüdür. Tartışma, diegesis bağlamında Artaud'nun 'Fiziksel Dil' ve Derrida'nın 'Yinelenebilirlik' teorisi; mimesis bağlamında Geştalt Kuramı ve Rizomatik biçimleniş eşliğinde yürütülmüştür. Eklemli dil kullanımını reddeden Fiziksel Dil Teorisi, sahnede bilinçdışını devreye sokarak seyirci kitlesini pasif konumdan aktif konuma kanalize etmeyi amaçlar. Böylelikle dil başka bir şeyin temsili, anlatanı olmaktan çıkar ve gösteren vasfı kazanır. Dilin gösteren vasfı kazanması, Derrida'nın gösteren-gösterilen ilişkisinin sürekli değiştiği ve böylelikle anlamın saçılarak çoğullaştığı iddiasıyla kesişir. Bu durum dilin, diegesisin performatif niteliğine, yani edimselliğine yol açar. Diegesisin bu dönüşümü, mimesisin dönüşümüne zemin hazırlar. Artık sahnede çizgisel zaman eşliğinde takip edilebilecek bir olay yoktur. Birbiriyle eş zamanlı meydana gelen, izleyicisine çoklu bakış açısı sunan olgusallıklar vardır. Olgusallıklar, 'bütüncül olarak meydana gelen' ve 'teşekkül eden' anlamları taşıyan Geştalt Kuramıyla açıklanır. Geştalt Kuramı, her bir parçanın bütünü taşıdığını ve dilin edimselliğiyle oluşan olguların bütüncül kavrayışla algılanabileceğini savunur. İzleyicinin aktif katılımıyla zihninde biçimlendirdiği bu yeni mimesis, Deleuze ve Guattari'nin botanik biliminden ödünç alıp felsefi düşünceye uyarladıkları rizomatik kavrayışla incelenmiştir. Böylelikle edimsel nitelik kazanan dilin tiyatral yansıması olarak yeni bir mimesis ortaya çıkar. Diegesis-mimesis dönüşümü için varılan sonuç, Gertrude Stein'ın oluşturduğu peyzaj metnin kuruluş stratejileri kapsamında somutlanmıştır. Öznenin parçalanışı, sürekli şimdiki zaman kullanımı ve ilişkisellik özellikleriyle öne çıkan dönüşümün kapsayıcılığı, 20.yy. sonrası yeni metinlerdeki temsil kiplerinin dönüşümünü de göstermesi bakımından Heiner Müller'in ve Samuel Beckett'in 1970 sonrası metinleri üzerinden örneklendirilmiştir.