Tavşan karotis arter anastomoz modelinde gelişen neointimal hiperplazi ve endotelyal proliferasyon üzerine anjiotensin reseptör blokeri irbesartanın etkilerinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖKÇEN ÖZKAN
Danışman: HÜSEYİN HÜDAİ ÇATALYÜREK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Arteryel cerrahi girişimlerden sonra vasküler duvarda düz kas proliferasyonu ve intimal hiperplazi, restenozun gelişiminde önemli rol oynar. Arterlerde yapılan onarımların başarısızlığındaki en önemli nedenlerden biri; intimal hiperplaziye bağlı olarak gelişen restenozdur (2). Anjiotensin II'nin intimal hiperplazi üzerinde önemli rol oynadığı düşünülmektedir (18). Bugüne kadar ister anastomoz sonrası ister PTCA veya stent sonrası olsun intimal hiperplazinin ve düz kas hücre proliferasyonunun engellemesi üzerine birçok çalışma yapılmıştır.Bu amaçla büyüme faktörü inhibitörleri, selektif a2 adenozin reseptör agonistleri, immunsupresif ilaçlar, kalsiyum kanal blokerleri, statinler, aspirin, iloprost, heparinler, ACE inhibitörleri gibi çeşitli ilaçlar denenmiştir (79). İntimal hiperplazinin birinci basamağı düz kas hücre proliferasyonu, ikinci basamağı ise prolifere olan düz kas hücrelerinin intimaya göçüdür (41). Tavşan karotis arter anastamoz modelinde yapılacak çalışma ile irbesartanın neointimal hiperplazi sürecini geriletmesi beklenmektedir. Kardiyovasküler cerrahide restenoz sürecinde intimal hiperplazi ve endotel proliferasyonun önemi açıktır. Bu nedenle yapılan çalışma ile bundan sonraki süreçte antihipertansif ilaç seçimine yarar sağlaması, antihipertansif etkinin yanı sıra restenoz sürecinin engellenmesine de katkıda bulunması hedeflenmiştir. Materyal ve Metod: Çalışmamızda randomize olarak seçilen 14 adet ortalama 2-3 kg ağırlığında Yeni Zelenda tipi erkek tavşanlar kullanıldı. Tavşanlar iki gruba ayrıldı. Anestezi olarak 50 mg/kg intramuskuler Ketamin ve 5 mg/kg intramuskuler Ksilazin uygulandı. Anastomoz için sağ taraf karotid arteri kullanıldı. Tüm grup tavşanlara sağ vertikal boyun insizyonu yapılarak karotid arter eksplore edildi. 100 IU/kg dozda IV Heparin uygulandı. Karotid arter proksimal ve distalinden buldog klemple klemplendikten sonra transekte edildi ve 8/0 polipropilen sütür ile tek tek dikilerek anastomoz tamamlandı. Tavşanlar iki gruba ayrıldı. Grup A (7 adet) tavşanlar kontrol grubunu oluşturdu. Grup B (7 adet) tavşanlara preoperatif 7 gün postoperatif 28 gün süreyle 35 mg/kg irbesartan, 2'şer ml sıvıda çözülerek oral yoldan verildi. Postoperatif tüm gruplardaki tavşanlar 28. günün sonunda 5 mg/kg dan intramuskuler ksilazin ve 50 mg/kg dozunda intramuskuler ketamin ile anestezileri sağlandıktan sonra anastomoz yapılan karotid arter segmenti çıkarılarak incelenmek üzere Histoloji laboratuarına gönderildi. Mikroskobik örnekler parafin bloklar halinde 5 μm kalınlığında kesildi ve Hematoxylen-Eosin ile boyanarak ışık mikroskobunda incelendi. Bulgular: Yapılan seri kesitlerde lümen çapı karşılaştırıldığında Grup 2'nin ortalama lümen çapı, Grup 1'in ortalama lümen çapından daha büyük bulunmuş ve bu fark Grup 1 ile Grup 2 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmıştır (p:0.002). Lümen alanları değerlendirildiğinde Grup 2'nin ortalama lümen alanı Grup 1'den daha geniş bulunmuş olup bu fark Grup 1 ile Grup 2 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmıştır (p:0.003). Seri kesitler intima kalınlığı açısından değerlendirildiğinde Grup 2'nin intimal kalınlığı Grup 1'den daha ince bulunmuş olup bu fark Grup 1 ile Grup 2 arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark yaratmıştır (p:0.002). Media kalınlığı açısından seriler değerlendirildiğinde Grup 1'in media kalınlığı Grup 2'den daha büyük bulunmuş olup bu fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p:0.002). Lümen/media alanı seri kesitlerde karşılaştırıldığında Grup 2'nin lümen/media alanı Grup 1'den daha büyük bulunmuş ve bu fark Grup 1 ile Grup 2 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmıştır (p:0.002). Sonuç: Çalışmamızda, irbesartan anastomoz gruplarında lümen çapı, lümen alanı, intima kalınlığı, media kalınlığı ve lümen/media alan oranında anlamlı bir düzelme sağlanmıştır. Bu çalışma ile bundan sonraki süreçte antihipertansif ilaç seçiminde restenoz sürecinin engellenmesine de katkıda bulunması açısından irbesartan, yararlı bir ajan olarak tercih edilebilecektir. Anahtar kelimeler: İrbesartan, intimal hiperplazi, düz kas hücre proliferasyonu, anastomoz, tavşan.