İdeoloji, medya ve popüler müzik: Bir hegemonya alanı olarak Türkiye'nin Eurovision süreci
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Müzik Bilimleri Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BUKET GENÇ
Danışman: AYHAN EROL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İdeoloji, sadece rekabet eden anlamlar sistemi arasındaki çatışma değil, kendi temsillerini gerçeğin doğrudan yansıması olarak gösterme, kendi anlamlarını deneyim olarak üretme gücüdür. Başka bir deyişle ideoloji bir temsil sistemidir. Temsil (representation), aktif bir seçme, sunma, yapılandırma ve biçimlendirmeye göndermede bulunur. Yalnızca var olan anlamı aktarma değil, ama daha aktif şeylere anlam verme işini ima eder. Söz konusu olan bir anlam pratiğidir, anlam üretimidir. Medya burada anlamlandırma failidir. Hall'un değerlendirmesinde medya; diğer anlamlandırıcı kurumlar ile birlikte, artık yalnızca uylaşımı (consensus) yansıtan ve destekleyen kurumlar olarak değil, uylaşımın üretilmesine yardım eden ve rızayı (consent) üreten kurumlar olarak ele alınır. Burada anahtar kavram "hegemonya"dır (Ergun, 2015: 1448-1449). Hegemonya; anlamlandırma sürecine müdahil olan kurumsal ya da bireysel faillerin, rıza ve mukavemet arasında yürüttükleri mücadele sürecinin hem zemini hem sonucudur. Sürekli değişir, yani hegemonya "hareket halinde eşdenge"dir. Bu çerçevede, Türkiye'de Eurovision Şarkı Yarışması'yla ilgili süreçlerin (katılım, eleme, temsil vb), anlaşılmasında, hegemonyanın önemli bir analitik mercek olduğu düşünülmektedir. Eurovision Şarkı Yarışması (ESC), Avrupa'nın, hatta dünyanın en önemli müzik organizasyonlarından biridir. Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından 1956 yılından itibaren düzenlenmeye başlanan Eurovision Şarkı Yarışması, Türkiye açısından sosyal, kültürel, politik ve müziksel öneme sahiptir. Aslında yarışma yalnızca Türkiye için değil aynı zamanda EBU'ya üye olan tüm ülkeler açısından önem taşımaktadır. Çünkü birliğin amacı, üyeleri arasında program alışverişi yapmak ve savaş sonrası Avrupa kıtası yayıncılığında birleştirici etki yaratmaktır. Türkiye'nin 1975 yılından itibaren yarışmaya katılmasıyla birlikte, başta devlet denetimli kitle medyası TRT olmak üzere, yarışmayı çerçeveleyen pek çok aktör akademik ya da akademik olmayan perspektiflerden tartışılmıştır. Bu çalışma, daha önce yapılan değerlendirmelerin eleştirisini yapma çabası değildir. Buradaki araştırma, Eurovision Şarkı Yarışması'nı gerek genel olarak uluslararası organizasyon bütünlüğü çerçevesinde gerekse Türkiye örneğinde ele alırken, bu sürecin oluşturucu bileşenlerini; ideoloji, medya ve hegemonya ekseninde kavramaya ve analiz etmeye çalışan bir girişimi temsil etmektedir.