Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Jeotermal Enerji, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA YASİN ÖZBEK
Danışman: Celalettin Şimşek
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Büyük Menderes grabeni Türkiye'nin batısında yer alan doğu-batı yönlü önemli bir çöküntü havzasıdır. Jeolojik yapının da etkisiyle yüksek sıcaklıklı jeotermal akışkanlara sahiptir. Bölgede yüksek sıcaklıkta jeotermal akışkan içeren, elektrik üretimi amaçlı çok sayıda sondaj açılmakta ve bunlara ek olarak re-enjeksiyon faaliyetleri ile jeotermal sistem döngüsel olarak çalıştırılmaktadır. Büyük Menderes grabeninde bulunan jeotermal rezervuarın temel kayaları Türkiye'nin de batı kısmının çoğunu oluşturan Menderes Masifi metamorfik kayaçları, grabende temel kaya olarak bulunan en eski kayaçlardır. Bölgede açılan sondaj kuyuları rezervuar kayasını kesecek şekilde derinliği 1000 ile 3000 metreler arasında değişen jeotermal sondaj kuyuları açılmaktadır. Açılan sondajların sıcaklığı 140 ile 300 derece arasında değişmektedir. Proje alanındaki jeotermal suyun içeriğinde bulunan kalsiyum, silisyum ve magnezyum elementleri işletme aşamasında hem jeotermal kuyularda hem de enerji santrali içindeki kritik noktalarda kabuklaşmalar meydana getirmektedir. Bu oluşan kabuklar enerji santrali işletmesinde ve jeotermal kuyuların işletmesinde büyük sorun oluşturmaktadır. Yapılan bu çalışma işletme aşamasında kullanılan jeotermal suyun, üretim kuyularının içerisinden başlayarak enerji santrali boru hatları, ısı değiştiriciler ve son olarak re-enjeksiyon kuyuları da dahil olacak şekilde uygun şekilde şartlandırılarak jeotermal enerjinin en verimli şekilde kullanımını amaçlamaktadır. Germencik bölgesi üretim kuyularından, enerji santrali boru hatları ve ısı değiştiricilerinden alınan su ve kabuk örnekleri kullanılarak karakterizasyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları doğrultusunda C, D, E ve F kuyularının ve bağlı oldukları enerji santralinde oluşan kabuğun silisyum kabuklaşması olduğu belirlenmiştir. Bunu önlemek amacıyla C kuyusu, D kuyusu ve bağlı oldukları enerji santralinde çalışmalar yapılmış ve üç farklı inhibitör kullanılmıştır. En fazla verimin alındığı "İnh1" inhibitörü kullanılmış ve optimum dozaj miktarı olarak da 7 ppm belirlenmiştir. A ve B kuyusunun bağlı oldukları enerji santralinde stibnit kabuklaşması daha büyük sorun teşkil ettiği için bu santralde stibnit kabuklaşmasını önlemek amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Santral giriş boru hattında farklı miktarlarda amin bazlı inhibitör dozajlanmış en fazla verimin alındığı 4 ppm, optimum dozaj noktası olarak belirlenmiştir.