Canlandırılmış nostalji bağlamında geçmişin mekânsal inşası ve müzik: 70'ler Kafe örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Müzik Ana Sanat Dalı (Konservatuvar), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ATA SAĞIROĞLU

Danışman: AYKUT BARIŞ ÇEREZCİOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Nostalji kavramının tarihteki ilk kullanımı Johannes Hofer adlı bir doktorun 1688 tarihli tıp tezinde görülür. Nostalji ilk ortaya çıktığında bir hastalığı tanımlamak için kullanılan Latince tınısına rağmen İsviçre Almancası bir kelime olan Heimweh'in Neo-Latince yani nostaljik anlamda yunanca tercümesidir ve "sıla hasreti" anlamına gelir. Evinden uzak askerlerin sıla hasretiyle yatağa düştüğü durumları tanımlayan bu hastalığın tedavisi bellidir: eve dönmek. Ancak hastalığın keşfini takip eden yüz yıl içinde kavram uzamsal anlamının dışına çıkarak zamansal bir anlam kazanır. Artık hasta askerleri eve geri göndermek onları tedavi etmez çünkü özlenen ev artık uzamsal bir yer değildir, zamansaldır. Bugün küresel olarak yayılan nostalji salgını bilinen ve geçmişte kalmış bir eve duyulan özlemin ötesinde daha önce içinde bulunulmamış, deneyimlenmemiş bir geçmişe duyulan özlemi ifade eder. Bazı araştırmacılar bunun nedenini Küreselleşme sonrası dönemde insanların ütopyalara yani daha iyi geleceklere inanmayı bırakmış olmalarına bağlar. Böylece bugünden memnun olmayan kişiler veya topluluklar daha iyi bir gelecek değil, iyileştirilmiş bir geçmiş tahayyül ederler ve belirsizlik, güvensizlik, düzensizlik ve kaosu temsil eden bugüne karşı düzenli, bilinen, tüm sorunlarından arındırılmış bir geçmiş inşasına başvururlar. Küreselleşme ve küreselleşme sonrası dönemde doğan bireyler ise bunu dolaylı ve kolektif deneyime bağlı olan nostaljiye başvurarak yani canlandırılmış nostaljiyle yapar. Canlandırılmış nostalji kişinin bireysel olarak doğrudan deneyimlemediği ancak toplumsal olarak paylaşılan bir geçmiş ideası üzerine duyulan özlemi ifade eder. Nostalji salgınının görünürlük kazandığı alanlardan birisi de müziktir. Herkesçe malum olan plak uyanışında ve özellikle analog ve dijital karşıtlığı üzerinden yapılan tartışmalarda örtük olarak geçmiş ve bugünün karşılaştırıldığı görülür. Plak nesnesi üzerine müziksel veriyi kaydedebildiği kadar aldığı hasarlar ile kendi kişisel tarihini de kaydetmektedir. Bu bağlamda plağın çoğu zaman bir belleğe sahip olduğu iddia edilir. Plak kafeler ise çok daha yeni ortaya çıkan ve canlandırılmış nostalji yaratmak için eşyaları ve özellikle plakları mekânın hemen her köşesinde kullanan yerlerdir. Böylece bugün yaşadığı dünyadan ve hayattan memnun olmayan kişiler geçmişe dönük inşaları bu geçmişi hatırlatan nesneler yardımıyla yaparlar. Başka bir deyişle daha iyi/idealize edilmiş bir geçmişi tahayyül ederler. Bu tahayyülde geçmişin "kadim" müzikleri, bugünün henüz ortaya çıkmış ve meşruiyetini henüz kazanamamış müziklere karşı güçlü bir karşıtlık yaratır. Plak medyumu ise analog bir medya olarak "doğal" ve onun karşıtı olarak görülen dijital ise "yapay" gibi sınıflandırılmalara tâbi tutularak bugünü temsil etmesi bağlamında "istenmeyen, kötü" ilan edilir. Bu tez çalışması küresel nostalji salgını olarak adlandırılan fenomeni geçmişi fragmanlar halinde kullandığı eşyaların hatırlatıcı özelliğiyle mekânsallaştıran "70'ler Plak Kafe" örneği üzerinden anlamaya çalışacaktır.