Adjuvan tedavi alan ileri yaş kolorektal kanserli hastalarda kemoterapinin etkinliği ve toleransının retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAŞAK KAYA
Danışman: TUĞBA YAVUZŞEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kolorektal kanser (KRK), dünyada en sık karşılaşılan kanserlerden dördüncüsü olup, insidansı 40-80 yaşları arasında her on yılda bir iki katına çıkmaktadır. Hastaların üçte ikisi tanı konduklarında 65 yaş üstündedir. Geriatrik KRK hastalarında tedavi seçimi, yanıtları ve toksisiteleri konusunda çok fazla veri bulunmamaktadır. Bu çalışmada amacımız adjuvan tedavi alan geriatrik KRK hastalarında adjuvan kemoterapinin etkinliği ve toleransının retrospektif değerlendirilmesidir. Ocak/2010-Aralık/2016 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji polikliniğine başvuran ve tanı anında metastatik olmayan 65 yaş üstü 236 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastaların %59,3'ü (140) erkek, %40,7'si (96) kadındı. 132 hasta kolon, 104 hasta rektum kanseri tanılarına sahipti. 166 hastada (%70,3) bölgesel lenf nodu tutulumu mevcuttu. Hastaların %74,6 (176)'sına adjuvan tedavi verilirken; %25,4 (60)'üne verilmedi. Adjuvan tedavi alanlarla nod pozitifliği varlığı ve lenfovasküler invazyon varlığı arasında istatistiksel açıdan anlamlılık bulundu (p<0.001). Hastaların ortalama yaşı 73,56 (66-91) olup, tek ajan tedavi alan grupta 73,4 (66-87), kombine tedavi alan grupta 72,2 (66-85) ve tedavi almayan grupta 75,8 (66-91) bulundu. Adjuvan tedavi alanların %33,9 (80)'una tek ajan, %40,7 (96)'sine kombine tedavi verildi. En sık verilen adjuvan tedavi protokolleri sırasıyla; %27,5 (65) FOLFOX (Folinik asit + Flourourasil+ Oksaliplatin), %16,9 (40) Kapesitabin, %16,1 (38) 5-FU, %11 (26) XELOX (Kapesitabin+ Oksaliplatin) olarak saptandı. En sık verilen adjuvan tedavi protokolleri kendi aralarında değerlendirildiğinde FOLFOX rejimi ile hematolojik toksisiteler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulundu (p< 0,001). Hematolojik olmayan yan etkiler ise en sık FOLFOX ve Kapesitabin rejimlerinde izlenirken , en az tek ajan 5-FU rejiminde izlendi (p=0,002). Hematolojik olmayan yan etkilerden diyare, el-ayak sendromu ve halsizlik yakınmaları ile kapesitabin tedavisi arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulundu (p< 0,001). Hastalarda gözlenen ve doz redüksiyonlarında belirleyici olan komorbid hastalıklar; %22 Konjestif Kalp Yetmezliği, %19,9 Koroner Arter Hastalığı, %16,9 komplikasyonsuz Diyabetes Mellitus, %18,2 Böbrek Yetmezliğiydi. İzlemde 236 hastanın 12'sinde (%5,1) lokal nüks; 35'inde (%14,8) metastaz geliştiği gözlendi. Hastaların ortalama izlem süresi 46 ay (minimum 1 ay-maksimum 99,4 ay) bulundu. 181 hastanın (%76,7) yaşadığı, 55 hastanın (%23,3) ex olduğu tespit edildi. Adjuvan tedavi alan hastaların yaş ortalaması 72,7 (66-87) bulundu. Bu hastaların 92'si Evre 0- 2C ; 84'ü Evre 3A-3C 'ydi. Evre 3A ve üstündeki evrelerde olan hastalarda kombine tedavi tercih edilirken; Evre 2C ve altındaki evrelerde olan hastalarda tek ajan ile adjuvan tedavi tercih edildiği görüldü. Hasta evreleri ile adjuvan tedavi seçimleri arasında (tek ajan/kombine) istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulundu (p<0,001). Hastaların genel sağ kalım süreleri (GSK) tedavi gruplarına göre analiz edildiğinde; tek ajan tedavi alan hastalarda 84,3 ± 3,5 ay (%95Cl 77,4-91,3), kombine tedavi alan hastalarda 77,9 ±3,2 ay (%95Cl 71,5-84,4), adjuvan tedavi verilmeyen hastalarda 66,9 ± 6 ay (%95Cl 55-78,7) olarak bulundu (p=0,014). Çalışmaya dahil edilen hastaların hastalıksız sağ kalım süreleri (HSK) alt gruplara ayrı ayrı bakıldığında ise; tek ajan tedavi alan hastalarda 87,67 ± 3,3 ay (%95Cl 81,13 - 94,22), kombine tedavi alan hastalarda 77,31 ± 3,3 ay (%95Cl 70,78 - 83,85), adjuvan tedavi verilmeyen hastalarda 86,40 ± 4,6 ay (%95Cl 77,42 - 95,45) olarak tespit edildi (p=0,412). Sonuçta; adjuvan tedavi durumuna göre genel sağ kalım ve hastalıksız sağ kalım analizleri yapıldığında tek ajan tedavi alan hastalar, kombine tedavi alan hastalar ve tedavi almayan hastalar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark gözlenmedi. Çalışmamızda risk faktörleri ve komorbid hastalıklara göre tedavi seçimi yapıldığında, tedavi grupları arasında yapılan istatistiksel analizlerde anlamlı GSK ve HSK farkı saptanmaması , hastaların risk faktörleri ve tedavi endikasyonu açısından doğru yönetilmesine bağlanmıştır. Geriatrik hastaların tedavi planlanmasında bireye özgü, multidisipliner ve bütüncül yaklaşımlar önem kazanmaktadır. Yaşlarına uygun tedavinin bakım hedefleriyle örtüşmesini sağlamak, eşlik eden komorbiditelere ve hastalığa ait risk faktörlerine göre değişiklikler yapabilmek önemlidir.