Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HİLAL TAŞCI
Danışman: MÜCAHİT ÖZBİLGİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kolorektal kanserler erkeklerde üçüncü, kadınlarda ikinci en sık görülen kanser olup her iki cinste kansere bağlı ölümlerde 3. sırayı alır. Rektum kanserlerinin özellikle lokal nükslerinin azaltılması ve sağkalım avantajı sağlanması için ameliyat öncesi dönemde (neoadjuvant) kemoradyoterapi uygulanmaktadır. Uygulanan kemoradyoterapinin etkileri, yandaş hastalıklar, alkol ve sigara kullanımı, obezite, ameliyat öncesi beslenme bozukluğu, cerrahi teknik gibi faktörler kolon ve rektum arasında yapılacak anastomozun iyileşmesini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu anastomozda meydana gelebilecek kaçaklardan kaçınmak amacıyla saptırıcı ileostomi açılmaktadır. Çalışmamızın birincil amacı açık ya da laparoskopik rektum rezeksiyonu ameliyatı olan hastalarda saptırıcı ileostomi açılmasının vücut algısı ve kozmezis üzerine etkisinin belirlenmesidir. İkincil amacı ise laparoskopik rektum cerrahisi yapılan hastalarda saptırıcı ileostomi açılması ve kapatılmasının laparoskopik cerrahinin vücut algısı ve kozmezis üzerindeki olumlu etkilerini ne derecede düşürdüğünü saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda DEÜTF Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Birimi tarafından Ocak 2013 – Aralık 2017 tarihleri arasında rektum kanseri nedeniyle elektif onkolojik cerrahi uygulanan, rezeksiyon sonrası anastomoz yapılıp stoma açılan/açılmayan ve bilgilerine ulaşabilen hastalara retrospektif olarak beden görünüm, kozmezis ve özgüven skorlamasından oluşan on soruluk "Beden İmaj Skor Anketi" uygulandı. Çalışmaya alınan hastalar, yapılan ameliyatın şekline göre açık (Grup 1) ve laparoskopik (Grup 2) olarak iki gruba, her grup kendi içinde ileostomi açılanlar (Grup 1b, Grup 2b) ve açılmayanlar (Grup 1a, Grup 2a) olarak ikiye ayrıldı. Çalışma esnasında ileostomi açılan hastaların hepsinin stomaları kapatılmıştı. Hastaların yaş, cinsiyet, boy, kilo, ameliyatın açık/laparoskopik yapılması, saptırıcı ileostomi varlığı, tümör lokalizasyonu, T ve N evresi, hastaların neoadjuvan ve/veya adjuvan kemoradyoterapi alma durumları kaydedildi. İstatistikler SPSS 22.0 kullanılarak yapıldı. Bulgular: Ameliyat edilen 129 hastanın yaş aralığı 32-88 olup ortalama yaş aralığı 61, kadın/erkek oranı 39/63 olarak hesaplandı. Hastaların 101' i (%78,3) açık (Grup 1) olarak, 28' i (%21.7) laparoskopik (Grup 2) olarak ameliyat edildi. Çalışmamızda laparoskopik cerrahi yapılan alt grup (Grup 2) incelendiğinde; saptırıcı ileostomi açılan ve açılmayan grubun anket skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde fark gözlenmedi. Bu bulgudan ileostomi açılıp açılmamasının beden kozmezis algısı üzerine anlamlı fark oluşturmadığı söylenebilir. Grup 2a ve 2b karşılaştırıldığında Grup 2b' de neoadjuvan KT ve RT alma oranı istatiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek saptandı. Çalışmamızda açık cerrahi yapılan alt grup incelendiğinde; saptırıcı ileostomi açılan ve açılmayan grubun anketteki beden görünüm skoru, kozmezis skoru ve özgüven skoruyla ilgili sorulara birbirinine yakın puanlar verdikleri dolayısıyla anket skorlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde fark içermediği gözlendi. İki ana grubun birbiriyle ve laparoskopik alt grupların karşılaştırılmasındakiyle benzer şekilde, Grup 1' deki hastalar kendi içlerinde karşılaştırıldığında da ileostomi açılan grupta neoadjuvan KT ve RT alma oranının istatiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek saptandı. Klinik gözlemlerimizden farklı olarak açık cerrahide ileostomi açılma oranı üst rektum yerleşimli tümörlerde istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek saptandı. Çalışmamızdaki tüm alt gruplar karşılaştırıldığında; beden görünüm skoru, kozmezis skoru ve özgüven skoruyla ilgili sorulara birbirinine yakın puanlar verdikleri dolayısıyla anket skorlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde fark içermediği gözlendi. Benzer şekilde dört alt grup kendi arasında karşılaştırıldığında; ileostomi açılan alt gruplarda neoadjuvan KT ve RT alma oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek saptandı. Ayrıca hem açık cerrahi hem de laparoskopik cerrahi yapılan gruplarda üst yerleşimli rektal tümörlerde ileostomi açılma oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek saptandı. Çalışmadaki iki uç grup olarak Grup 1b ve Grup 2a karşılaştırıldığında; beden görünüm skoru, kozmezis skoru ve özgüven skoruyla ilgili sorulara birbirinine yakın puanlar verdikleri dolayısıyla anket skorlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde fark içermediği gözlendi. Benzer şekilde iki uç grup kendi arasında karşılaştırıldığında; açık cerrahi yapılıp ileostomi açılan grupta neoadjuvan KT ve RT alma oranı istatiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulundu. Çalışmamız, literatürde laparoskopik ve açık rektum kanseri cerrahisi yapılan hastaların kozmetik algılarının nasıl olduğuna dair çok fazla çalışmanın olmaması ve literatürdeki bu boşluğu doldurması açısından önemlidir. Daha önceki çalışmalar genelde benign hastalıkları kapsayan cerrahileri içeren çalışmalardır. Bizim çalışmamızın farklı sonuç vermesinin nedeni; malign hastalık durumunda yaşam süresi ve kalitesinin hastalar tarafından daha ön planda tutulması olarak düşünülmüştür. Çalışmanın daha fazla sayıda hasta ile yapılması verilerin güvenilirliği açısından daha uygun olacaktır. Anahtar Kelime: Rektum kanseri, saptırıcı ileostomi, kozmezis