Yardımcı üreme teknikleri kullanılarak gebelik elde edilen hastalarda serum kisspeptin düzeyinin erken gebelik sonuçlarını öngörmedeki rolü


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKÇE AYKANAT

Eş Danışman: RECEP EMRE OKYAY, ALİRIZA ŞİŞMAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Abortus, ilk trimester gebeliklerinin en sık görülen komplikasyonudur ve her beş gebelikten birini etkiler. Özellikle ilk trimesterde gelişen embriyonun sitogenetik anormalliği, bozulmuş implantasyon ve plasentasyon ile ilişkilidir. Human koryonik gonadotropinin β alt ünitesi (β-hCG) en yaygın kullanılan gebelik biyobelirtecidir. Abortus tanısı, ultrasonografi ve seri β-hCG ölçümleri ile konulmasına karşın günümüzde halen abortus riskini doğru bir şekilde öngören güvenilir bir biyobelirteç bulunmamaktadır. Erken gebelikte β-hCG düzeylerindeki geniş değişkenlik nedeniyle tek bir ölçümün abortus tanısında değeri sınırlıdır. Kisspeptinler, G proteinine bağlı "kisspeptin reseptörüne" bağlanan KISS1 geni tarafından kodlanan bir peptit ailesidir. Son çalışmalar, kisspeptinin puberte, ovulasyon ve plasentasyon dahil olmak üzere fertilitenin birçok dalında önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Kisspeptin, insanlarda gebelik boyunca plasentada yüksek oranda eksprese edilir. Dolaşımdaki kisspeptin düzeyi, üçüncü trimesterde gebe olmayan kadınlara göre yaklaşık 7.000 kat daha yüksek seviyelere ulaşır. Doğumdan sonra ise hızla düşer. Yapılan çalışmalar, kisspeptinin abortus için bir biyobelirteç olma potansiyeline sahip olduğunu düşündürmektedir. Çalışmamızda yardımcı üreme teknikleri kullanılarak gebelik elde edilen 18-40 yaş arası olgularda kisspeptin düzeylerinin gebelik sonuçlarını öngörmedeki yerinin belirlenmesi ve olası abortusu öngörmede bir biyobelirteç olarak kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi amaçlanmıştır. YÖNTEM: Bu prospektif kohort çalışma Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu izni alındıktan sonra gerçekleştirildi. Çalışmamız Ekim 2020-Eylül 2021 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'ne başvuran ve çalışmaya dahil olma kriterlerine uygun olan 28 gönüllü arasında planlandı. Merkezimize başvuran olgulardan kontrollü ovaryan stimülasyona başlanmadan önce, embriyo transfer günü ve embriyo transferinden 14 gün sonra olmak üzere toplam 3 defa venöz kan örneği alınarak kisspeptin düzeyi belirlendi. Çalışmaya dahil edilmesi planlanan olgu grubu hasta sayısı G-Power 3.1.9.2 programında tekrarlayan ölçüm karşılaştırılmasına yönelik F testi seçilerek düşük etki büyüklüğü (0.25), α: 0,05 ve güç: %80 olması durumunda en az 28 hasta olarak bulundu. Tüm analizler için anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak belirlendi. Analizlerin uygulanmasında The Statistical Program for Social Sciences (IBM SPSS 22.0) programı kullanıldı. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 28 olgunun 18'i gebeliğini canlı doğumla sonuçlandırmış, 10 olgunun gebeliği ise gebelik kaybı ile sonuçlanmıştır. Canlı doğum yapan olgularda kisspeptin ölçüm ortalamalarının istatistiksel açıdan anlamlı seviyede değiştiği (χ²=11,44, p=0,003), bu grupta ilk ölçümden ikinci ölçüme (p=0,043), ilk ölçümden üçüncü ölçüme (p=0,010) ve ikinci ölçümden üçüncü ölçüme (p=0,006) kisspeptin değerlerinin istatistiksel açıdan anlamlı derecede arttığı saptandı. Ayrıca canlı doğum yapan gebelerin β-hCG (p=0,049) ve KİSS3 (p=0,002) değerlerinin ortalamaları gebelik kaybı olan hastaların ortalamalarından istatistiksel açıdan anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulundu. Gebelik kaybı olan vakalarda kisspeptin ölçüm ortalamalarının istatistiksel açıdan anlamlı seviyede değişmediği (χ²=2,60, p=0,273) ancak bu grupta ilk ölçümden üçüncü ölçüme kisspeptin değerlerinin istatistiksel açıdan anlamlı derecede azaldığı (p=0,017) saptandı. Hastaların β-hCG değerleri ile KİSS3 değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı derecede pozitif yönde ilişki olduğu (r=0,405, p=0,032), KİSS3 değerlerinin, canlı doğum yapma olasılığını istatistiksel açıdan anlamlı seviyede 1,05 kat artırdığı (p=0,009 OR=1,05 [%95 CI 1,01-1,09]) saptandı. SONUÇ: Çalışmamızda gebeliği canlı doğumla sonuçlanan hastaların IVF tedavisi esnasında bakılan kisspeptin ölçümleri istatistiksel olarak anlamlı derecede artış gösterdi (p=0,003) ayrıca KİSS3 değerlerinin, canlı doğum yapma olasılığını istatistiksel açıdan anlamlı seviyede artırdığı (p=0,009 OR=1,05) saptandı. Gebelik kaybı yaşayan hastalarda KİSS1 ölçümünden KİSS3 ölçümüne anlamlı derecede azalma (p=0,017) olduğu saptandı. Sonuç olarak, çalışmamızda IVF tedavisinde kisspeptin düzey artışının canlı doğum ile sonuçlanan olgularla ilişkili olduğu gösterilmiş olup, kisspeptin düzey artışının canlı doğumu öngörebilmesi ve eşik değerinin belirlenmesi açısından daha geniş serili çalışmalara ihtiyaç vardır. ANAHTAR KELİMELER: Kisspeptin, Abortus, Yardımcı Üreme Teknikleri