Roma İmparatorluk döneminde Kıbrıs


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DEVRAN AKBAYRAM

Danışman: ŞEYHMUS RECAİ TEKOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Modern dünyanın bir getirisi olan tarihin belli dönemlere ayrılarak incelenmesinin ilk kısmını, İlk Çağ olarak adlandırılan dönem oluşturmaktadır. Medeniyetin ortaya çıktığı çeşitli merkezlerde bulunan kalıntılar, ilk insanların nasıl yaşadıkları, ne ile beslenip hayatlarını nasıl sürdürdükleri, nasıl bir düzen içerisinde bulundukları ve daha birçok konu ile ilgili önemli bilgiler vermektedir. Dolayısıyla bir ülkenin ilkçağlarının aydınlatılması, insanlık tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Tam anlamıyla bir kültür merkezi olan Kıbrıs Adası da önemli ilk çağ merkezleri arasında yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda, yaşamın ilk belirtilerinin ve ilk yerleşim yerlerinin Neolitik Çağ'da oluştuğunu görmekteyiz. Daha sonra sırayla Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağlar yaşanmıştır. Daha ileriki dönemlere gelindiğinde ise, Kıbrıs'ın, dönemin güçlü devletlerinin egemenliği altına girdiğini görüyoruz. Herodotos'un da bahsettiği gibi Kıbrıs'ta bulunan on krallığın, çoğunlukla kendi istekleriyle, Mısır ve İyonyalıların egemenliği altına girdikleri bilinmektedir. Bu durum, krallıklar arasındaki çekişmelerin yanı sıra adanın çok kısa bir süre özgür kaldığını; bunun dışında ilk çağ boyunda hep başka uygarlıkların egemenliği altında bulunduğunu göstermektedir. M.Ö. 4. yy ortalarına gelindiğinde, Kıbrıs'ta Büyük İskender'İn etkin olduğunu görmekteyiz. Adriyatik'ten İndus Nehrine ve Nil nehrinden Aral denizine kadar olan bölgeleri kendi egemenliğine katan İskender, M.Ö. 333 yılında yapılan İssus Savaşı'nda, Pers kralı Darius'u büyük bir yenilgiye uğratmıştı. Bu zaferden sonra ise Kıbrıs krallıkları İskender'i tercih etmişler ve kendi istekleriyle İskender'e teslim olmuşlardı. M.Ö. 323 yılında İskender'in ölümüyle komutanları, imparatorluğun mirasını paylaşmak için birbirleriyle mücadeleye giriştiler ve adayı savaş alanı olarak kullandılar. Bu dönemde birçok krallık tahrip edildi. Mücadeleden galip çıkan I. Ptolemaios olmuş ve M.Ö. 294 yılında Kıbrıs'ı ele geçirmişti. Böylece ada, M.S. 58 yılında Roma egemenliğine girene kadar yaklaşık 250 yıl Ptolemaiosların egemenliğinde kalmış ve Mısır krallığının bir parçası olmuştu. Ptolemaioslar Mısır'da imparatorluklarını pekiştirirken, batıda bulunan Roma şehri yükselmeye başlamış, M.Ö. 146 yılında önce Kartaca'ya boyun eğdirmiş, daha sonra Yunanistan üzerindeki egemenliklerini tamamlamışlardı. Helenistik krallar Roma ile baş edebilecek kadar güçlü değillerdi. Roma zamanla tüm gücü eline alacak ve dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olacaktı. İşte Kıbrıs, Doğu Akdeniz'in en büyük gücü olan Roma tarafından M.Ö. 58 yılında ilhak edilmişti. Kıbrıs, Roma'nın Doğu Akdeniz'de genişleme planları için çok uygun bir konumdaydı. İşte bu çalışmamızda Kıbrıs'ın, hem siyasi hem de ekonomik alanda, tüm ilk çağ uygarlıkları gibi Roma İmparatorluğu için de ne derece büyük bir öneme sahip olduğunu belirtmek istedik. Özellikle Roma öncesi Ptolemaioslar dönemindeki idari yapı, kurulan siyasi ilişkiler, dini yapının etkileri ve nasıl şekillendiği ile adanın son derece önemli doğal kaynaklarının imparatorluklar tarafından önemi üzerinde durarak, Roma dönemindeki yapılanmaya bir temel oluşturmak istedik. Roma döneminde öncelikle Kilikya eyaletin bağlanan Kıbrıs'a atanan valiler, bu valilerin Kıbrıslılarla olan ilişkileri, kurulan veya yeniden yapılandırılan şehirler, bu şehirlerdeki tapınak ve kült merkezleri özellikle incelenen konular içerisindedir.