Anıtların ve kentsel sitlerin belirlenmesini etkileyen değerler
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Restorasyon Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1999
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYLİN BULUM
Danışman: ESTER ETİ AKYÜZ LEVİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:IV ÖZET "Korama, tarih ya da sanat değeri taşıyan yapıların, doğal değerlerin ya da kent parçalarının yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli önlemlerin alınması olarak tanımlanmaktadır" (Hasol, 1995, s.272). Taşınmaz kültür varlığı Koruması uygarlık tarihinin başlarına kadar uzanmaktadır. Neyin, hangi amaçla, kimin için korunduğu tarih içinde farklılık göstermiştir. Korumanın gerekliliğini tarihte ilk önce Romalılar hissetmiştir. Yeniçağda Danimarka, İsveç ve İtalya; bu devletlerden 100 sene sonra ise Portekiz ve Fransa, daha sonra da Almanya, Macaristan, İngiltere, Mısır koruma konusunda gerekli önlemleri almaya başlamışlardır. Önceleri tek yapı koruması söz konusu iken, 2. Dünya savaşından sonra "kentsel sit" koruması etkili olmuştur. Korumanın nedenleri; tarihi mirasın gelecek kuşaklara iletilmesi, kültürel süreklili ğin sağlanması ve çağdaş insana tarihle birlikte yeni yaşam olanaklarının sağlanması olarak özetlenebilir. Korunacak değerler taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları olarak iki başlık altında incelenirken taşınmaz kültür varlıkları da anıtlar ve sitler olarak ikiye ayrılmaktadır. Sitler de kendi bünyesinde doğal sitler, tarihi sitler, arkeolojik sitler, kentsel sitler, kırsal sitler ve karmaşık sitler olarak sınıflandırılmaktadır. Geçmişten günümüze ulaşan eserlerin tümünü korumak mümkün değildir. Bu yüzden korunması gerekli, vazgeçilmez eserlerin seçilmesi gereklidir. Bu seçim yapılırken birtakım değerler gözönünde bulundurulmaktadır. Bunlar; kültürel değerler,morfolojik değerler, duygusal değerler, işlevsel değerler, sosyo-ekonomik değerler ve kullanıma ait değerler olarak altı ana başlık altında incelenebilirler. Ülkemizde kültürel varlık korumasının 130 yıllık geçmişi vardır. Ancak bu sürenin büyük bölümü taşınır tarihi eserlerin korunmasıyla geçmiş; taşınmaz kültür varlıklarının özellikle de sivil mimarinin korunması gözardı edilmiştir. Cumhuriyet döneminde bu konuyla ilgili çeşitli atılımlar olmuş, 1973 yılında alman 1710 sayılı kararla korumanın boyutu "kentsel sit" sınırlarına ulaşmıştır. Ülkemizde günümüzde de kültürel varlıkların tesbit ve tescil işlemlerinde aksaklıklar olmakta, birçok korunması gerekli taşınmaz, tesbiti yapılmadığından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Acilen birtakım önlemlerin alınması kaçınılmazdır. Alınacak tedbirlerin saptanmasında, bu işi yüzyıllardır doğru biçimde yapan ülkele rin kanun ve tüzüklerinden yararlanılabilir, onların izledikleri yol incelenebilir. İtalya, Fransa, İngiltere ve Japonya gibi kültürel varlık koruması olayında söz sahibi olan ülkelerde taşınır ve taşınmaz eserler ayrı kanun ve kurumlarca korunmaktadır. Türkiye'de de ilk aşamada böyle bir önlem alınmalıdır. Ayrıca, korunacak kültür varlıklarının tesbit ve tescil işlemleri için bir sistemin oluşturulması kaçınılmazdır. Japonlar için 'kültürel varlık koruma olayı' büyük önem taşımaktadır. Onlar geçmişe ait olan herşeyi korumaya çalışmaktadırlar. Ancak bu ülkede geçerli olan korumayla ilgili idari sistem, Avrupa ülkelerinde uygulanan sistemlerden daha karmaşıktır. Benim görüşüme göre, Avrupa ülkelerinde uygulanan koruma modellerinden yararlanırken, Japonlar gibi de 'kültürel varlık koruması' na önem vermek, ülkemizin bu konuda ilerlemesini sağlayacaktır.