Prodromal ve ilk atak psikozda beyin ağları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sinirbilimler Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEMAL DEMİRLEK

Danışman: İbrahim Emre Bora

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Şizofreni ve şizoaffektif bozukluk gibi psikotik bozukluklarda yapısal ve fonksiyonel beyin ağlarındaki anomaliler hastalıkların patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Bu çalışma, şizofreni ve şizoaffektif bozukluk gibi psikotik bozuklukların prodromal ve erken evrelerinde yapısal ve fonksiyonel beyin ağlarındaki değişiklikleri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, psikoz için klinik yüksek risk altındaki bireyler (prodromal psikoz),ilk atak psikozu (erken psikoz) olan hastalar ve sağlıklı kontroller karşılaştırılmıştır. Nörogörüntüleme teknikleri olarak T1 ağırlıklı MRI, difüzyon ağırlıklı MRI (DTI) ve fonksiyonel MRI (fMRI) kullanılmıştır. Ayrıca, bilişsel işlevler, geniş bir nörobilişsel batarya ile değerlendirilmiştir. T1 ağırlıklı MRI sonuçları, ilk atak psikoz grubunda sağlıklı kontrollere kıyasla belirli bölgelerde kortikal kalınlık ve hacim azalması olduğunu göstermiştir. DTI sonuçları, ilk atak psikoz grubunda beyaz cevher bütünlüğünde bozulmalar olduğunu, özellikle korpus kallosum ve singulum bölgelerinde değişmiş aksiyel ve radyal difüzivite gözlendiğini ortaya koymuştur. fMRI sonuçları, psikoz için klinik yüksek risk altındaki bireylerde ve ilk atak olan hastalarda sağlıklı kontrollere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir farklılık göstermemiştir. Yapısal konnektom analizinde ilk atak psikoz grubunda sağlıklı kontrollere kıyasla özellikle görsel ağlar içinde ve görsel ve varsayılan mod ağları arasında azalmış bağlantısallık bulunmuştur. Ayrıca, ilk atak psikoz grubunda global yapısal beyin ağlarının kümeleme katsayısı, modülaritesi ve küresel verimliliği artmış bulunmuştur. Beyin morfolojisindeki ve yapısal beyin ağlarındaki değişiklikler, psikozun erken ve prodromal dönemlerinde tanı ve müdahale stratejilerinin geliştirilmesine yönelik önemli ipuçları sağlamaktadır. Bu bulgular, psikotik bozuklukların erken tespiti ve müdahalesi için biyolojik belirteçlerin tanımlanmasına katkıda bulunabilir ve bu hastalıkların patofizyolojisi hakkında derinlemesine bilgi sunar. Ayrıca, nörogörüntüleme tekniklerinin ve bilişsel değerlendirmelerin birleştirilmesi, psikotik bozuklukların yönetiminde yeni stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olabilir.