ST yükselmeli miyokard enfarktüsünde primer veya kurtarıcı perkütan girişim öncesi no-reflow fenomeni öngörülebilir mi?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NAZİLE BİLGİN DOĞAN

Danışman: NEZİHİ BARIŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Perkütan koroner girişimlerde koroner arterde akımı engelleyen diseksiyon, mekanik engel, distal emboli olmaksızın sorumlu arterin açılmasına rağmen miyokardiyal perfüzyonun sağlanamaması ?no-reflow? fenomeni, akımda daha az bozulma ?yavaş akım? olarak tanımlanır. Akut miyokard enfarktüsü sonrası no reflow gelişen hastalarda, tehlikeli aritmi, konjestif kalp yetmezliği, kardiyak ölüm, akım sağlananlara oranla daha fazla görülmektedir. No-reflow fenomeni gelişiminde, mikrovasküler spazm, endotel hücre hasarı, inflamasyon, doku ödemi ve mikrovasküler sahada nötrofil tıkaçlar oluşması etkili faktörler olarak bilinmektedir. No-reflow'un patofizyolojisindeki risk belirteçlerin tanımlanması ile işlem öncesi uygun tedavi seçimi işlemin başarı oranını arttıracaktır. Bu noktadan yola çıkılarak çalışmada AMI tanısı ile primer veya kurtarıcı perkütan koroner girişim uygulanmış hastaların demografik özellikleri, laboratuar parametreleri ve ekg'leri incelenerek no-reflow gelişme riski yüksek hastaların işlem öncesi tanımlanması amaçlanmıştır.Method: Çalışmaya; kliniğimizde ST yükselmeli akut miyokard enfarktüsü tanısıyla, primer veya kurtarıcı perkütan koroner girişim uygulanmış 173 hasta alındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların ekg'leri, laboratuar parametreleri, demografik verileri ve uygulanan tedavi yöntemleri, hastane arşivine kayıtlı hasta dosyalarından edinildi. Hastalar işlem sırasında no-reflow fenomeni gelişenler ve gelişmeyenler olmak üzere iki gruba ayrıldı. No-reflow fenomeni kriteri olarak hastanın katater raporunda belirtilen anjiografik TIMI akım ?2 kriteri kullanılmıştır. Gruplar arasında belirtilen parametrelerdeki farkın anlamlılığı değerlendirildi.Bulgular: İleri yaş (p=0,048), kadın cinsiyet (p=0,002), diyabet öyküsü (p=0,023), başvuru anında bakılan laboratuar parametlerinde anemi (p=0,005), lenfopeni (p=0,023), kan şekeri yüksekliği (p=0,014) olması, semptom başlangıç-balon süresinin uzun (p=0,000), başvuru anında çekilen ekg'de ST elevasyon skoru yüksek (p=0,048), QT mesafesi uzun (p=0,023) olması, işlem sırasında balon+stent tedavisinin uygulanması (p=0,048) no-reflow gelişiminde öngördürücü parametreler olarak bulundu. Anlamlı bulunan parametreler çoklu lojistik regresyon analizi ile değerlendirildiğinde başvuru anında kan şekeri yüksekliği, QT mesafesi, semptom başlangıç-balon süresi, balon+stent tedavinsin no-reflow gelişminde bağımsız prediktörler olduğu saptandı.Sonuç: Primer veya kurtarıcı perkütan girişim öncesi basit klinik, laboratuar parametreleri, ekg bulguları ile no-reflow fenomeni ön görülebilir. Myokardiyal hasarın büyüklüğü no-reflow gelişimi ile ilişkilidir.Anahtar Kelimeler: Akut miyokard enfarktüsü, no-reflow fenomeni, primer perkütan koroner girişim