Fare kuyruğunda oluşturulan sekonder lenfödem modelinde embriyonik kök hücre ve kemik iliği mezenkimal kök hücrelerinin lenfanjiyogenez üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HASAN GÜÇ

Danışman: CENK DEMİRDÖVER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Lenfödem, lenfatik disfonksiyon sonucu proteinden zengin interstisyel sıvının deri ve subkutan doku içerisinde birikmesidir. Tüm dünyada 140-200 milyon lenfödem olgusunun var olduğu tahmin edilmektedir. Lenfödem etiyolojisine göre primer ve sekonder lenfödem şeklinde sınıflandırılır. Etiyolojisi bilinmeyen ya da konjenital lenfatik fonksiyon bozukluğu sonucu oluşan olgular primer lenfödem olarak adlandırılır. Var olan bir nedene ikincil gelişen diğer tüm olgular sekonder lenfödem olarak adlandırılır. Sekonder lenfödem edinsel bir problemdir. Enfeksiyon, travma, cerrahi ablasyon, radyasyon, tümör, lenfoproliferatif hastalıklar ya da yaralanmaya bağlı gelişebilir ABD'de malignite ve radyoterapi en sık sekonder lenfödem sebepleridir. Cerrahi dışı tedavi için temel stratejiler manüel lenf drenaj, ekstremite elevasyonu, kompresyon tedavisi ve lenfatik akışa yönelik egzersizlerin kombinasyonu olarak tanımlanabilir. Lenfödem tedavisinde cerrahi prosedürler genelde temel yaklaşımlardan biri değildir. Cerrahi tedavi temelde ablatif prosedürler ve fizyolojik prosedürler olarak ikiye ayrılmaktadır. Kronik lenfödem hastalarının yaşam kalitesinde önemli miktarda bozulmakta, bu hasta popülasyonu ciddi beden imge bozuklukları gözlenmektedir. Hastalar dönem dönem akut enflamatuar ataklar geçirmekte ağrı, cilt kalitesinin bozulması ve ciddi hareket kısıtlılıkları yaşamaktadırlar. Yaşam boyu düzenli bakım ve yoğun kontroller altında olmalarından dolayı ciddi tedavi maliyetleri gözlenmektedir.Lenfanjiyogenez üzerine etkili birden fazla büyüme faktörü tanımlanmıştır, yapılan son çalışmalar bu büyüme faktörlerinin lenfatik sistemin gelişiminde anahtar rol oynayarak düzenleyici görevi üstlendiğini göstermiştir. Hastalıkların patogenezlerinin daha ayrıntılı anlaşılması, hücresel düzeyde birçok reseptör ve molekül tanımlanmasıyla birlikte tedavi yöntemleri de moleküler hedeflere yönelik geliştirilmeye başlamıştır. Böylelikle lenfanjiyogenez, lenfödem için umut verici tedavi yöntemi olarak gündeme gelmiştir ve lenfatik büyüme faktörleri ile ilgili araştırmalar artış göstermiştir. Bu sitokinler vasküler endotelyal büyüme faktörü-C (VEGF-C) ve D, hepatosit büyüme faktörü (HGF), fibroblast büyüme faktörü (FGF-2), adrenomedullin ve anjiyopoetin-1 ve -2'yi içerir. Ancak sitokinlerin etkinliğinin kısa süreli olduğu bilinmektedir. Yüksek bir prevalansta görülen ve ciddi morbiditeye neden olan lenfödem tedavisinde yeni modalitelere ihtiyaç duyulmaktadır. Lenfanjiyogenez lenfödem için umut verici tedavi yöntemi olarak gündeme gelmiştir. Bu çalışmada fare kuyruğunda sekonder lenfödem modeli oluşturularak tedavide lenfanjiyogenezin etkisinin araştırıldı. Bu amaçla farklı gruplara diferansiye edilmiş embriyonik kök hücre, diferansiye edilmiş kemik iliği kaynaklı mezenkimal kök hücre, embriyonik kök hücre vasatı, mezenkimal kök hücre vasatı ve serum fizyolojik tedavileri verilerek lenfanjiyogenez üzerine olan etkileri gözlemlendi. Çalışmada 50 adet 28-35 gram ağırlığında Bulb-C suşu kullanıldı, farelerin kuyruğunda sekonder lenfödem modeli oluşturulmasının ardından her grupta dokuz fare olmak üzere fareler toplam beş gruba ayrıldı. Postoperatif beşinci gün birinci gruba diferansiye edilmiş embriyonik kök hücre, ikinci gruba diferansiye edilmiş kemik iliği kaynaklı mezenkimal kök hücre, üçüncü gruba embriyonik kök hücre vasatı, dördüncü gruba mezenkimal kök hücre vasatı ve kontrol grubuna %0,9 NaCI verildi. Farelerin günlük olarak kuyruk çap ölçümleri yapıldı ve 15. günde sakrifiye edildi. Kuyruktaki lenfanjiyogenez gelişimi ve lenfödemin durumu histolojik olarak HE ve immunohistokimyasal olarak değerlendirildi. İmmunohistokimyasal belirteç olarak VEGF, FGF-2, LYVE-1 ve Prox kullanıldı.Makroskobik sonuçlar gözden geçirildiğinde embriyonik ve mezenkimal kök hücre verilen gruplarda diğer üç gruba oranla belirgin olarak kuyruk çaplarında küçülme ile lenfödem miktarında azalma saptandı ve istatistiksel olarak yapılan değerlendirmede bu değişim anlamlı bulundu. Histolojik olarak yapılan değerlendirmede VEGF, FGF-2, LYVE-1 ve Prox immunohistokimyasal belirteç olarak kullanılarak tedavilerin lenfanjiyogenez üzerindeki etkileri karşılaştırıldı. Embriyonik kök hücre grubunda serum fizyolojik kontrol grubu ve vasat gruplarına göre belirgin derecede lenfanjiyogenezin tetiklendiği görüldü. Mezenkimal kök hücre grubunda da serum fizyolojik kontrol grubu ve vasat gruplarına göre lenfanjiyogenezi gösteren histolojik belirteçlerin artmış ekspresyonları saptandı. Bununla beraber farklı kök hücre kaynaklarından elde edilmiş olan embriyonik ve mezenkimal kök hücre grupları arasında tedavi etkinliği açısından farklılık gözlenmedi. Sonuç olarak diferansiye edilmiş embriyonik ve mezenkimal kök hücrenin lenfödem tedavisinde başarıyla kullanılabileceği hayvan modelinde gösterildi.