Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında özel hayatın ve aile hayatının korunmasında devletin pozitif yükümlülükleri


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİLARA ELTİMUR

Danışman: OĞUZ ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnsan haklarının temel amacı bireyi devlete karşı korumaktır. Ancak 18 ve 19. yüzyıllarda insan haklarının negatif niteliğine ilişkin bu yaklaşım değişmiştir. 20. yüzyılda klasik hakların devletin salt müdahale etmemesi, dokunmaması yani negatif yükümlülüğünü yerine getirmesi suretiyle gerçekleşemeyeceği aksine bu hakların korunması ve sağlanması hususunda devletin bazı pozitif yükümlülüklerinin olduğu görüşü insan hakları hukuku doktrin ve uygulamasında kabul görmüştür. Bu anlayışın benimsenmesi sonucu bugün devletin pozitif yükümlülüklerinin sadece sosyal ve ekonomik haklar için söz konusu olduğu düşüncesi terk edilmiş, klasik haklar bakımından da pozitif yükümlülüklerinin olduğu anlayışı yerleşmiştir. İnsan haklarının korunması için devletin olumlu bir adım atıp harekete geçmesini gerekli kılan pozitif yükümlülüklerin gerek Türk Hukukunda gerekse karşılaştırmalı hukukta açık ve kesin bir tanımı bulunmamaktadır. Temel hukuki dayanağını AİHS'in 1. maddesinde ve Anayasa'nın 5. maddesinde bulan pozitif yükümlülük kavramı, insan haklarının teoride değil, uygulamada da etkili bir şekilde korunmasını sağlamak amacıyla AİHM içtihatlarıyla yerleşik hale gelmiştir. AİHM'in, AİHS'i dinamik (evolütif) yorumlaması sonucu, pozitif yükümlülük doktrini ve içtihatları gelişmekte fakat uygulamada devletin sorumluluk sınırını hayli genişleten bu yükümlülüklerin öngörülebilirliliği, belirliliği ve kapsamı açısından sorun doğmaktadır. Bir insan hakkı olarak özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamlı içeriği dolayısıyla pozitif yükümlülük doktrini çerçevesinde en zengin içtihat birikiminin olduğu haklardan biridir. Aynı zamanda özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı devletin müdahalesine en kapalı klasik haklardan biridir. Bu sebeple hakkın korunmasına yönelik devletin pozitif yükümlülüklerini belirlemek daha büyük önem arzetmektedir. Bu çalışmada pozitif yükümlülük kavramı ve kapsamına ilişkin teorik tartışmalardan ve güncel gelişmelerden yola çıkılarak özel hayatın ve aile hayatının korunmasında devletin pozitif yükümlülükleri AİHM içtihatları ışığında değerlendirilmiştir. Ayrıca AİHS'e taraf devlet olarak Türkiye'nin pozitif yükümlülüklerinin hukuki temelleri Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde irdelenmiştir.