Avrupa-Akdeniz ortaklığı ve Türkiye açısından değerlendirilmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrupa Birliği (Disiplinlerarası) Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEDEF EYLEMER

Danışman: ZEHRA NİLÜFER KARACASULU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Farklı medeniyet ve kültürlerin beşiği olan Akdeniz Havzası dış etkilere, değişimlere, çatışma ve gerilimlere açık bir kavşak noktasıdır. Akdeniz gerek coğrafi konumu gerekse bölgesel özellikleri nedeniyle Avrupa Birliği'nin istikrar ve güvenliğini doğrudan etkileyen stratejik bir alan olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda Akdeniz, uzun yıllardır Birliğin dış ilişkileri kapsamında öncelik tanıdığı önemli bölgelerden birisi olmuştur. Avrupa Birliği, Akdenizli komşularıyla ilişkilerini 1960'lı yıllarda ikili antlaşmalarla başlatmıştır. Birlik, Akdeniz politikasını 1972-1989 yıllan arasında "Global Akdeniz Politikası", 1989-1994 yıllan arasında ise "Yenileştirilmiş Akdeniz Politikası" çerçevesinde şekillendirmiştir. Barselona Konferansı ile 1995 yılında başlatılan Avrupa- Akdeniz Ortaklığı ile Avrupa Birliği ile oniki Akdenizli ortağı arasındaki ilişkiler yepyeni bir sürece girmiştir. Avrupa-Akdeniz Ortaklığı, "siyasi diyalog ve güvenlik alanlarında ortaklık", "ekonomik ve mali ortaklık", "sosyal, kültürel ve insani boyutlarda ortaklık" olmak üzere üç temel unsura dayalı olarak kurulmuştur. Ortaklık, Birliğin önceki politikalarından farklı olarak bütüncül bir yaklaşımı benimsemiştir. Ancak Ortaklığın oldukça iddialı hedefleri bulunmasına rağmen birtakım etkenler gelişimini zorlaştırmaktadır. 1999 yılından bu yana Avrupa Birliği üyeliğine aday ülke olan Türkiye, aynı zamanda Avrupa-Akdeniz Ortaklığı'nın da bir parçası konumundadır. Bu nedenle Avrupa-Akdeniz Ortaklığı ile ilgili gelişmeler Türkiye açısından da önem taşımaktadır. Diğer taraftan, 1963 yılından bu yana Avrupa ile bütünleşme amacı taşıyan Türkiye'nin Ortaklığa yaklaşımının büyük oranda bu amaç ile bağlantılı olarak şekillendiği söylenebilir.