Tavşan karotid arterlerinde yapılan anastomozlarda tikagrelor maddesinin intimal hiperplazi ve endotelyal proliferasyon üzerindeki inhibitör etkisinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖKHAN KIZILTAN
Danışman: ABİDİN CENK ERDAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Vasküler girişimler sonrası gelişebilen restenoz üzerinde intima hiperplazi ve düz kas hücre proliferasyonun büyük etkisi vardır. Tıkayıcı arter hastalıklarının tedavisinde rekonstruksiyon oldukça sık kullanılan girişimlerden biridir. Günümüzde bu tarz girişimlerin başarısı spontan tromboz gelişimi veya stenoz oluşumu nedeni ile beklenenden daha azdır [1, 2]. Vasküler rekonstruktif girişimlerden sonra akut trombüs oluşumunun önemli bir rol oynadığı ani tıkanmanın tersine, geç dönemdeki daralma veya restenozda düz kas hücre migrasyonu, proliferasyonu ve ekstrasellüler matriks birikimi sonucu oluşan neointima hiperplazi önemli rol oynamaktadır [1, 3, 5]. Hiperplazik intima kalınlaşma, arterlerin hemodinamik strese karşı normal adaptif bir özelliği olduğu kadar, arteriyel injurilerin iyileşmesinin de karakteristik bir özelliğidir [3]. Bu yüzden biz de, tavşanlarda karotis arterinde yapılan anastomozda tikagrelorun intimal hiperplazi ve düz kas hücre (endotel) proliferasyonu üzerine etkisini araştırdık. Materyal ve Metod: Çalışmamızda randomize olarak seçilen ortalama 2-3 kg ağırlığında 14 adet Yeni Zelanda tipi erkek tavşan kullanıldı. Tavşanlar 2 gruba ayırıldı. Tüm gruplardaki tavşanlara uygun pozisyon verilerek, sağ vertikal boyun insizyonu yapıldı. Sağ karotis arterleri transekte edilerek 8/0 polipropilen sütür kullanılarak tek tek sütür tekniği ile anastomoz yapıldı. Grup A (7 adet) tavşanlara herhangi bir ilaç verilmedi. Grup B (7 adet) tavşanlara toplam 21 gün 60 mg/kg/gün dozunda günde 2 kez peroral olarak tikagrelor verildi. Tüm gruplardaki tavşanlar 21. günün sonunda anastomoz yapılan karotid arter segmenti ve sadece B grubundaki tavşanlarda karşı taraf ve anostomoz yapılan karotid arter çıkartılarak incelenmek üzere histoloji laboratuarına gönderildi. Hazırlanan preparatlar ışık mikroskopisinde incelendi. Ayrıca elde edilen görüntüler digital görüntü analiz programı ile incelenerek lümen çapı, lümen alanı, intima kalınlığı, medial alan, media kalınlığı, lümen + media alan toplamları hesaplanarak sonuçlar değerlendirildi. Bulgular: Yapılan seri kesitlerde lümen çapı açısından Grup B'in ortalama lümen çapı Grup A'ın ortalama lümen çapından daha büyük bulunmuş ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmamıştır. (p = 0.086). Lümen alanı açısından değerlendirildiğinde Grup B'in ortalama lümen alanı Grup A'dan daha geniş bulunmuş olup bu fark istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmamıştır. (p= 0.475). Seri kesitler intima kalınlığı açısından değerlendirildiğinde Grup B'in ortalama intima kalınlığı Grup A'dan daha az bulunmuş olup bu fark istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yaratmamıştır (p =0.568). Media alanı açısından değerlendirildiğinde Grup B'in ortalama media alanı Grup A'dan daha fazla bulunmuş olup bu fark istatistiksel açıdan anlamlı fark yaratmamıştır (p = 0.153). Media kalınlığı açısından seriler değerlendirildiğinde Grup A'ın ortalama media kalınlığı Grup B'den daha küçük bulunmuş olup bu fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştur (p = 1.000). Lümen+Media alan toplamları açısından değerlendirildiğinde Grup B nin ortalama lümen+media alan toplamları Grup A dan daha geniş bulunmuş olup bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0.199) Sonuç: Çalışmamızdan çıkan sonuçlar doğrultusunda gerçek klinik izlemde çok daha uzun süre tikagrelor kullanımı gerektiğinden,zaman bir sınırlama oluşturmuş olabilir. Yapısal bir değişikliği oluşturacak kadar uzun sürede tikagrelor kullanımı sağlanarak hayvan deneylerinin tekrarlamasının doğru olacağı kanısındayız. Bunun yanısıra insanlardaki kullanımında ilacın alımının öncesi ve sonrasında noninvaziv olarak carotis intima kalınlıklarının ölçülmesinin de faydalı olabiliceği kanısındayız. Tikagrelor, vasküler girişimlerden sonra meydana gelen intimal hiperplazi ve düz kas hücre proliferasyonunun engellenmesinde her ne kadar istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmasa da vasküler sistem üzerinde oluşturduğu olumlu etkiler (ortalama lümen çapında artma, ortalama lümen alanında artma, ortalama intima kalınlığında azalma vb.) düşünüldüğünde yararlı bir ajan olarak kullanılabileceğidir. Anahtar Kelimeler: Tikagrelor, İntimal hiperplazi, Düz kas hücre proliferasyonu, Anastamoz, Tavşan.