Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2003
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RAHMİ DÖKER
Danışman: SEMİH SÜTAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Çocuklarda en yaygın üst havayolu obstrüksiyon nedeni adenotonsiller hipertrofidir. Adenoid hipertrofi nazal havayolu obstrüksiyonuna ve sekresyonların stazına neden olarak kronik veya rekürren sinüzite predispozisyona yol açmaktadır. Adenoid vejetasyon, rinit ve sinüzit ilişkisi ile pediatrik otolaringolojide sık karşılaşılmaktadır. Obstrüktif adenoid hiperplazinin en iyi tanısı klinik öykü ve fizik muayene ile konmaktadır. Kronik ağız solunumu, horlama ve hiponazal konuşma sıklıkla görülmektedir. Öyküde persistan rinore, postnazal akıntı ve kronik öksürük yaygındır ama adenoid hiperplazisi için spesifik değildir ve kronik adenoidit, allerjik rinit ve kronik sinüzittede görülmektedir. Pediatrik çağda burnun efektif muayenesi zordur. Anterior rinoskopi bazen kullanılır ve çocukların en az korktuğu muayene yöntemidir. Fleksibl ve rijid endoskopi koopere ve muayeneyi iyi tolere edebilecek çocuklarda, iyi anestezi sağlanmış burunlarda kullanılabilir. Direkt grafiler çocuklarda ve erişkinlerde ana tanı yöntemidir. Son yıllarda sensitivite ve spesifîtesi daha iyi olan kesitsel görüntüleme teknikleri mevcuttur. Bunların yaygınlaşması ile direkt grafilerin kullanımı sınırlanmaktadır. Ancak bu yöntemler okul öncesi çocuklarda sedasyon gerektirir ve maliyeti yüksektir. Konvansiyonel grafilerin avantajı düşük fiyatlı olması, radyasyon dozunun düşük olması ve taşınabilir olarak çekilebilmesidir. 25Adenoid hipertrofı nedeniyle adenoidektomi endikasyonu konan ve eş zamanlı kronik sinüzit saptanan çocuklara adenoidektomiyi takiben Proetz manevrası yapılmasının radyolojik düzelmeye etkisini saptamak amacı ile Ocak 2002- Kasım 2002 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Polikliniğine başvuran ve adenoid hipertrofısi ve sık tonsillit atağı öyküsü nedeniyle operasyon planlanan ve Waters grafilerinde kronik sinüzit bulguları olan 38 hasta seçildi. Hastaların preoperatif semptomları ailelerinden alman öyküye göre belirlendi. Hastalar iki gruba ayrıldı. Birinci gruptaki 23 hastaya adenoidektomi sonrasında Proetz manevrası yapıldı, ikinci gruptaki 1 5 hastaya manevra yapılmadı. Hastaların postoperatif birinci ayda çekilen kontrol Waters grafîleri preoperatif grafıler ile karşılaştırıldığında adenoidektomi ve Proetz manevrası yapılan hastalarda sadece adenoidektomi yapılan hastalara göre kronik sinüzit bulgularındaki radyolojik düzelme Proetz manevrası lehine anlamlı bulunmuştur. Proetz manevrasının güvenli, basit ve ucuz bir yöntem olmasından dolayı sinüs hastalıkları olan çocuklarda adenoidektomi sonrasında düzenli olarak yapılmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz. 26