Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİLHAN AKBULUT
Danışman: KUTSAL YÖRÜKOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Prostat kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biridir ve insidansı hızla artmaktadır. Bir grup hasta yalnızca aktif izlemle yönetilebilirken bir grup hasta agresif bir seyir göstermektedir. Şu anda, özel sinyal yolları ve immünoterapi hedefleyen çeşitli yeni tedavi stratejileri prostat kanseri için araştırılmaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar mammalian target of rapamycin (mTOR) yolunun tedavi için bir hedef olabileceğini göstermiştir. Deneysel ve klinik çalışmalarda, mTOR inhibitörlerinin çeşitli kanser türlerinde büyümeyi engelleyici ve anti-anjiogenik özellikleri olduğu gösterilmiştir. Ancak, mTOR yolunun değişiklikleri prostat kanserli hastalarda çok iyi araştırılmamıştır. Bu çalışma ile çeşitli tümörlerde moleküler olarak tanımlanan ve prognoz ile ilişkisi saptanan mTOR sinyal yolağı proteinleri (AKT, p-mTOR, 4E-BP1, p-P70S6K, PIK3CA) ve bu yolağı etkileyen çeşitli proteinlerin (PTEN, Stathmin-1, Cyp4z1, E-cadherin, Hey2) immunohistokimyasal yöntemle çalışılıp sonuçlarının prostat karsinomlarındaki patolojik prognostik parametreler ve biyokimyasal nüks ile ilişkisinin araştırılması planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 2003-2013 yılları arasında DEÜTF Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda "Prostat Karsinomu" tanısı alan 389 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olgulara ait hazır Hematoksilen & Eozin (H&E) boyalı preparatlardan seçilen tümörlü alanlar parafin bloklar üzerine işaretlenerek doku mikroarray kalıplarına yerleştirilmiştir. Hazırlanan mikroarray bloklarından yapılan kesitlere p-mTOR, PIK3CA, AKT1, p-P70S6kinaz, 4E-BP1, Anti-PTEN, Stathmin-1, Cyp4z1, E-cadherin, Hey2 immunhistokimyasal boyamaları uygulanmıştır. Boyanma olmaması 0, %0-10 arası tümör hücresinde boyanma olması 1, %10-50 arası tümör hücresinde boyanma olması 2, %50'den fazla tümör hücresinde boyanma olması 3 puan olarak değerlendirilmiştir. Tümör hücrelerindeki zayıf boyanma yoğunluğu (+) 1, orta boyanma yoğunluğu (++) 2, güçlü boyanma yoğunluğu (+++) 3 puan olarak kabul 3 edilmiştir. İmmunreaktivite skoru ve boyanma yoğunluk skoru birbiri ile çarpılarak 0-9 arası toplam boyanma skoru elde edilmiştir. Elde edilen toplam boyanma skoru kendi içinde gruplandırılmış olup 0-3 arası skoru olanlar zayıf ekspresyon (negatif boyanma), 4-9 arası olanlar güçlü ekspresyon (pozitif boyanma) olarak kabul edilmiştir. Elde edilen immunhistokimyasal bulguların prognostik verilere etkileri istatistiksel olarak araştırılmıştır. Analizlerde sürekli değişkenler için bağımsız grup T testi, süreksiz değişkenler için de Pearson ki-kare testi uygulanmıştır. Tüm testler iki yönlü olup ve p≤0.05 değerleri anlamlı olarak değerlendirilmiştir. Bağımsız değişkenlerin biyokimyasal nüks ile ilişkisi Cox regresyon modeli ile değerlendirilmiştir (%95 güven aralığı). Bulgular: Gleason skoru, cerrahi sınır pozitifliği, pT evresi ve tümör hacmi biyokimyasal nüksü belirlemede istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Tersiyer patern, vaskuler invazyon, perinöral invazyon ve lenf nodu tutulumu ile biyokimyasal nüks arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. p-P70S6K ve PTEN ekspresyonu ile Gleason skoru ve pT evresi arasında, Stathmin-1 ekspresyonu ile Gleason skoru ve perinöral invazyon arasında istatistiksel anlamlılık saptanmıştır. AKT pozitifliğinin negatifliğine göre biyokimyasal nüks riskini 0,357 kat (%64,3) azalttığı ve istatistiksel olarak da anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda biyokimyasal nüks ile patolojik prognostik parametrelerden Gleason skoru, cerrahi sınır pozitifliği, pT evresi ve tümör hacmi ile anlamlı ilişki saptanırken tersiyer patern, vaskuler invazyon, perinöral invazyon, lenf nodu tutulumu ile anlamlı ilişki saptanmadı. mTOR yolağında etkileri olan proteinlerden p-P70S6K, PTEN ve Stathmin-1 ile prognostik değeri yüksek iki parametre olan Gleason skoru ve pT evresi arasında anlamlı ilişki saptandığından doğrudan biyokimyasal nüksü belirleyen AKT ekspresyonu ile birlikte bu proteinlerin prostat kanserinde prognostik değerleri olabileceği düşünüldü.