Pür seminomlarda intertübüler paternin prognoz ve prognostik parametreler ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BUKET TİMUR
Danışman: Emine Burçin Tuna
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Testis kanserleri, 20-40 yaş arası genç erişkinlerin en sık solid neoplazisi olup germ hücreli tümörler bunun yaklaşık %95'ini oluşturmaktadır. Germ hücreli tümörlerin yaklaşık %55-60'ı pür seminomlardır. Seminomlarda iki çeşit büyüme paterni tanımlanmıştır; intertübüler ve intratübüler. İntertübüler seminom son yıllarda tanımlanan bir antitedir ve prognoz ile ilişkisi hala tam olarak tanımlanmamıştır. Pür seminomlarda, intertübüler paternin prognoz ve diğer prognostik faktörler ile ilişkisini belirleyen az sayıda çalışma vardır. Biz bu çalışmamızda yeni evreleme sistemine göre arşivimizde yer alan pür seminom vakalarını yeniden evreleyerek, germ hücreli neoplazi in-situ (GHNİS), rete testis, epididim, spermatik kordon, tunika albuginea, hiler yumuşak doku invazyonu, nekroz, lenfatik ve vasküler invazyonu gibi diğer prognostik faktörleri de değerlendirip, intertübüler seminom (İTS) varlığını araştırıp bunun prognoz ile ilişkisini değerlendireceğiz. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızın gerecini Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Üroloji Kliniğinde 2007-2023 tarihleri arasında, testis karsinomu nedeni ile opere olmuş veya konsültasyon blokları tarafımıza gelmiş, pür seminom tanısı almış, klinik evre 1 olan 81 olgu oluşturmaktadır. Olgulara ait arşivimizde kayıtlı hematoksilen&eozin (H&E) boyalı lamlar incelenerek histopatolojik parametreler kaydedilmiştir. İTS değerlendirilmesi ana tümör kitlesi ile ilişkisi bulunmayan ve en az 3 büyük büyüme alanı (BBA) uzaklıktaki tümör alanları şeklinde yapıldı. Bu bulgular ve Hastane Bilgi Yönetimi Sistemi (HBYS) üzerinden elde edilen sağkalım parametreleri birbirleri ile karşılaştırırken Ki Kare Testi, Fisher Kesin Test, Mann Whitney U Testi ve Kaplan Meier Testi gibi testler kullanılmış olup anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: İncelenen 81 hastada medyan hasta yaşı 33 olup medyan tümör boyutu 4,5 cm'idi. İntertübüler patern varlığı ile genç yaş (p=0,025), küçük tümör boyutu (p=0,009), nekroz (p=0,001), intratübüler patern (p=0,014) ve rete testis invazyonu (p<0,001) arasında belirgin anlamlı ilişki saptandı. Çoklu değişken içeren lojistik regresyon analizinde sadece rete testis invazyonun bağımsız intertübüler patern belirleyicisi olduğu görüldü. Tümör boyutu ile rete testis invazyonu arasında belirgin ilişki saptanmadı (p=0,163). Ayrıca vasküler invazyon ve tümör lokasyonu ile rete testis invazyonu arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Ana tümör kitlesi ile İTS arasındaki uzaklık tümör boyutu ile karşılaştırıldığında ters korelasyon olduğu, tümör boyutu küçüldükçe İTS'nin ana kitleden daha uzakta bulunduğu saptandı (Spearman ρ=–0.35, p=0.033). İTS çevresindeki tübüllerin özelliklerine bakıldığında 27 vakada GHNİS ve/veya tübüler atrofi, 3 vakada normal spermatogenez içeren tübüller, 7 vakada hem GHNİS hem normal tübüller olduğu görüldü. Sonuç: İTS'nin daha agresif gidişle ilişkili olup olmadığı daha kesin olmamakla birlikte rete testis invazyonunun varlığı hastalığın potansiyel yayılımı ile ilişkili olduğu düşünülmelidir. İTS'nin GHNİS ve tübüler atrofi ile ilişkili olması tümörün gelişim süreci ile ilgili bir görüş sunabilir. İTS'nin erken evre seminomlarda prognostik belirleyici olarak kullanılabilirliğine dair daha ileri ve kapsamlı araştırmalar gereklidir.