Batılılaşma ideolojisiyle gelişen Türk tiyatrosunda aile dramı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sahne Sanatları Ana Sanat Dalı (Konservatuvar), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2006

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET SABRİ ŞENOL

Danışman: ASLIHAN ÜNLÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sadrazam Mustafa Reşit Paşa'nın 3 Kasım 1839'da Osmanlı yönetici sınıfı veyabancı diplomatlardan oluşan bir topluluğa okuduğu Gülhane Hattı Hümayunu ileOsmanlı'nın Batı'yı model alan politikaları başlamış, Batılılaşma sürecine girilmiştir.Osmanlı için değişim, ilerleme ve içinde bulunulan sıkıntılı durumdan kurtulma anlamınıtaşıyan bu süreç, Batılı ülkeler için Avrupa burjuva kapitalizminin Osmanlı'ya yönelikçıkarlarının hayata geçirilmesi anlamını taşımaktadır. Tanzimat dönemi olarakadlandırılan bu süreçle birlikte mparatorluğun sosyal-kültürel-ekonomik dengelerifarklılaşır. Politikadan sanat'a, görgü kurallarından, aile içi ilişkilere kadar tümalanlarda radikal değişimler yaşanır. Batılılaşma ideolojisi, Meşrutiyet dönemine dedamgasını vurur. Her ne kadar baskıcı bir yönetim anlayışı söz konusu olsa da, budönem eğitim alanında yapılan reformlar mparatorluğun gelecekteki kaderinibelirlemekte etkili olacaktır. Bu dönem içinde meydana gelen devrimci oluşumlarTürkiye Cumhuriyetini kurarlar. Yeni Cumhuriyetin belirlediği hakim ideoloji geneBatılılaşma ideolojisi olur. Toplum; kurumsal alt yapısı henüz hazırlanmamış olangeniş bir değişim sürecine tabi tutulur. Alfabe'den şapkaya, kadın erkek ilişkilerinden,kişisel zevklere kadar bir çok alanda değişim öngörülür ve bu öngörü yönetici tabakatarafından halka önerilir!Sanatların en toplumsalı olan tiyatronun Batılılaşma hareketi ile birliktekendi coğrafyasında yaşanan bu farklılaşmayı görüp, yaşanan sürece tepki vermemesiimkansızdır. Toplumsal alanda yaşanan değişimin yansımaları hızla sahneye getirilir.Geçmişin yanlış uygulamaları eleştirilirken, yeni dönemle birlikte hayata yansıyanfaydalı yaklaşımlar övülür. Eğitim, her dönemde tiyatronun ana işlevlerinden biri olarakgörüldüğünden, toplum, ideolojisiyle, alışkanlıklarıyla, aile içi ilişkileriyle, aşk ve cinsellikanlayışıyla sahne üzerinde tartışılır. Yazarlar, tartıştıkları konularda tezler ileri sürerler.Toplumsal değişimin izlerini takip eden ve bu değişim sonrasında ortaya çıkan olumluya da olumsuz durumları ortaya seren yazarların, ürün verirken en çok tercih ettikleriortam ise, genelde toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen ailedir.