Makroekonomik ve finansal göstergelerin üretim hacmine etkilerinin analizi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FİLİZ KAZAZ

Danışman: ERHAN DEMİRELİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Makroekonomik verilerin ve finansal göstergelerin analizi ve bunların gelecekteki olası değerleri ile üretim üzerindeki etkileri, merkez bankaları, finans kuruluşları, o ülkedeki işletmeler ve yatırım yapmayı düşünen yabancı sermayenin göz önünde bulundurduğu en önemli göstergelerdir. Ancak birçok makroekonomik ve finansal verinin farklı frekanslara sahip olması analizi zorlaştırmaktadır. Gayrisafi Yurt içi Hasıla rakamları üç aylık veya yıllık olarak sunulurken, faiz oranları günlük veya haftalık, işsizlik ve enflasyon oranları aylık olarak yayınlanmaktadır. Farklı frekans veya karışık frekans verileri olarak adlandırılan bu tür veriler, farklı zaman aralıklarında kaydedilen ve raporlanan verileri ifade eder. Yaptığımız çalışmada yöntemi ile farklı frekanslara sahip olan veriler kullanılarak, makroekonomik ve finansal verilerin üretim hacmine olan etkileri incelenecektir. Kaldor ve Verdoorn Kanunu, sanayi sektöründeki üretim artışının verimlilikte hızlı bir şekilde artışa neden olacağını ileri sürer. Kaldor'un büyüme modelindeki ilk kanuna göre, GSYH ile sanayi sektörü üretimi arasında pozitif bir ilişki bulunur. Yani, sanayi sektöründeki üretim arttıkça, GSYH da artar. Verdoorn Kanunu ise sanayi sektöründe ölçeğe göre artan getiriler olduğunu ve bu nedenle işgücü verimliliği ile üretim miktarı arasında pozitif bir ilişki olduğunu söyler. Ancak, diğer sektörlerde (tarım ve hizmetler gibi) işgücü verimliliği ile üretim miktarı ve istihdam hacmi arasında negatif bir ilişki olduğunu ileri sürer. u durum, azalan verimler kanunu olarak da bilinir. Kaldor, sanayileşmeye dayalı bir büyüme modelinde işgücü verimliliğinin artacağını ve buna bağlı olarak üretimin ve buna bağlı olarak GSYH'nın artacağını savunur. Bu şekilde, sanayi sektöründeki büyüme ve verimlilik artışı ekonomik büyümeyi destekler. Yapılan analiz ve çalışmalar sonucunda, bağımlı değişken ile yani ile GSYH ile Sanayi Üretim Endeksi ve Bist100 arasında pozitif, enflasyonla, ihracat, ithalat ve TÜFE arasında hem pozitif hem de negatife yönlü bir ilişki çıkmıştır. GSYH'da meydana gelen değişimlerin %91'lik kısmı modelde bulunan diğer değişkenler tarafından açıklanmaktadır. Yardımcı modelde bulunan parametrelerin çoğunluğunun istatistiksel olarak anlam taşıdığı ve bunun yanı sıra sonuçların topluca anlamlı olduğu F testi ile görülmektedir. Bu analizler neticesinde bulguların Kaldor'un kanunlarıyla örtüştüğü sanayi ve makroekonomik değişkenler arasında ilşki olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda Türkiye için yapısal değişimin önemine dikkat çekilerek, teşvik mekanizmalarının yönetimi, üniversite, sanayi, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının hep birlikte çalışabileceği kümelerin oluşturulması, eğitim kalitesinin arttırılması, sürdürülebilir bir dünya için yeşil ve dijital dönüşümün önemine dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Makroekonomi, Bist100, Midas, Enflasyon, Büyüme, İşsizlik.