Between schizoid and depressive positions


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA GÜLSÜM HEKİMOĞLU

Danışman: CİHAD KISA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Melanie Klein, Sigmund Freud'un eserlerinden ilham alarak psikanaliz dünyasına adım atmıştır. İlerleyen süreçlerde Freud'un bazı kavramlarını genişletmiş, eksik bulduklarını tamamlamış, farklı boyutlar eklemiş ve kendi kuramını oluşturmuştur. O, insan yavrusunu yaşamının başlangıcından itibaren gözlemleyerek ve analiz ederek, bireylerin iç dünyasını aydınlatmak, kişiliğin nasıl oluştuğu konusuna netlik kazandırmak amacıyla bu işe girişmiştir. Bu amaca ilk önce, iç nesneleri anlama ve açıklama yolu ile ulaşmaya çalışmıştır. O, yaşam ve ölüm içgüdüleri, bilinçdışı fantezi, paranoid-şizoid (PS) konum, depresif (D) konum ve konum teorisinin içinde sunduğu kavramları, mekanizmaları ve savunma mekanizmalarını iç nesneler ile ilişkilendirerek sunmuştur. İç nesnelerden hareketle oluşturduğu bir dizi kavram ve mekanizma sonucunda paranoid-şizoid ve depresif konum teorisine ulaşmıştır. Kuramının temelini oluşturan fantezi mekanizmasına her açıklamasında değinmiştir. O, doğuştan geldiğini, zihinde sürekli üretimde bulunduğunu vurguladığı fantezi mekanizmasını bilinçli ve bilinçdışı olarak ayırmış, bilinçdışı yönüne daha çok ağırlık vermiştir. İç dünyayı anlamak için fantezilerin anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Klein'in "konum kavramı" döneminin en önemli keşiflerindendir. Pasiflikten uzak olan insanoğlunun dinamik yapısını konum teorisiyle tasvir etmiştir. PS ve D olmak üzere ikiye ayırdığı konumların yaşamın ilk aylarında ortaya çıktığını ortaya koymuştur. Ve her bireyin bu konumlardan geçtiğini fakat ebeveynlerinin (özellikle annenin) gerektiği gibi bakım sunmasıyla olumlu bir yapıda kişiliğin oluşmasında ve dış dünya ile ilişki kurmasında konumların referans olduğunu ifade etmiştir. Bütünsellikten uzak olan bölme faaliyetlerinin mevcut olması, narsistik ve tümgüçlülüğün baskın, suçluluğun ve hasedin evrede olması, bireyin PS konumda olduğunun göstergeleridir. PS konumun getirdiği özellikler dini yaşantıya yansıtıldığında ilkel düzeyde yaşanılan bir dindarlık ortaya çıkmaktadır. Bir diğer konum ise D konumdur. Parçalanan nesnenin bütünlük kazanması, benliğin değil nesnenin ön planda olması, sevginin ve şükranın aktifliği, suçluluk hakkında farkındalık kazanması sonucu onarım faaliyetlerinin devreye girmesi ile birey, depresif konumda olmaktadır. D konum, dini yaşantıya yansıtıldığında kâmil düzeyde yaşanılan bir dindarlık ortaya çıkmaktadır. Ve bu iki konum sürekli dalgalanmaktadır. Birey, PS konumdan D konuma dalgalandığı gibi D konumdan PS konuma da dalgalanmaktadır. Klein'in öne sürdüğü verilerden hareketle, statik bir dini yaşantıdan bahsedilememektedir.