Gelişmekte olan ülkelerdeki finansal krizler ve bankacılık sektörünün rolü: Türkiye örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DUYGU AYHAN

Danışman: ELİF YAPRAK GÜLCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Finansal serbestleşme sonrası, para ve bankacılık krizleri, gelişmekte olan ülke ekonomilerde hızlı bir artış göstermiştir. Ulusal para biriminin değer kaybetmesi ile para birimi ve vade uyumsuzlukları, likidite problemleri ve geri dönmeyen krediler şeklindeki bankacılık sektörü problemleri, finansal zayıflığın temel nedenleri arasında yer almakta ve banka bilançolarının bozulmasına yol açmaktadır. Bu zayıflıklar, iç ve/veya dış şoklarla karşılaştığı zaman, finansal krizlerin en önemli iki bileşeninden biri olan bankacılık krizleri ortaya çıkmaktadır. Nitekim, 1980'lerden itibaren artış gösteren bankacılık krizleri, bu durumun bir göstergesidir. Makroekonomik istikrarsızlık, global finansal koşullar, yurtiçi finansal sistemin yapısı, döviz kur rejimi ve düzenleme ve denetleme sistemindeki sorunlar, finansal krizlerin nedenlerini oluşturmaktadır. 1980'lerden itibaren karşılaşılan başlıca finansal krizler; Latin Amerika Krizleri, 1997 Asya Krizi, 1998 Rusya Krizi ve 2001 Türkiye Krizi'dir. Bu krizlerin ortak özelliği ise, uygulanan sabit kur rejimlerinin ulusal para biriminde aşırı değerlenmeye ve cari açıklara yol açmasıdır. Cari açıklar gibi bütçe açıkları da, yurtiçi finansal sistemin aracılık ettiği kısa vadeli sermaye girişleri ile finanse edilmiştir. Bu sermaye girişleri, bazı ülkelerde tüketim patlamasına, bazılarında ise spekülatif yatırımlara yönelmiştir. Sermaye girişlerinin aniden tersine dönerek ülkeleri terk etmeye başlaması ise, krizlerin ortaya çıkışındaki en önemli faktördür. Finansal krizlerin ardından, toplam üretimde (GSYİH) meydana gelen kayıplar ve banka bilançolarını düzeltme maliyetleri, bu konunun önemini arttırmaktadır. Ancak, makroekonomik ve finansal dengeye eşlik eden uygun politikalar, finansal krizler olasılığını azaltacaktır.