Türkiye sineması'nda 2000 sonrası filmlerde anti-kahraman olgusu


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Film Tasarımı Ana Sanat Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RÜYA DELİCE

Danışman: DİLEK TUNALI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Son dönem yazınsal ve görsel anlatılarda oldukça sık kullanılan bir kavram olan anti-kahraman, doğduğu modern çağın karmaşık ruhuna uygun bir yapıyla donatılan, tek bir formülasyona ve kesin niteliksel sınırlara sahip olmayan bir olgudur. İlk olarak yazınsal anlatılarda varlık gösteren anti-kahraman kavramının kökensel geçmişi, kavramı ilk kullanan kişi olarak bilinen Dostoyevski'nin yarattığı "Yeraltı Adamı"na dayanmaktadır. Dostoyevski, yozlaşmanın, adaletsizliğin, bencilliğin ve çıkarların hâkim olduğu 19.yy modern dünyasının değişen yüzüne karşı; hissettiklerini, korkularını, endişelerini ya da düzene karşı getirdiği eleştirilerini bir anlamda anti-kahraman temsili olan "Yeraltı Adamı"yla aktarmıştır. Dolayısıyla bu noktadan itibaren anti-kahraman, yeni dünyanın değişen politik, kültürel, tarihsel, toplumsal dinamiklerinin tasarladığı hikâyelerin, kusurlu ve eksik temsilleri olmuştur. Türkiye Sineması'nın başlangıcından beri anlatılan "iyi, ahlaklı, dürüst" insan hikâyeleri de, değişmeye başlayan toplumsal ve kültürel pratiklerle beraber, yerini "iyi ve kötü" ayrımının yapılamadığı anti-kahraman temsillerine bırakmıştır. Toplumsal normlara uyum sağlamakta zorlanan, yalnız, edilgen, başarısız ve çoğu zaman kötü alışkanlıklarıyla sunulan anti-kahramanlar, günümüz sinemasının odağına yerleşen yeni bir temsil biçimini ifade etmektedir. Böylece Yeşilçam Sineması'nın gelenekselleşmiş kahraman sunumu, Yeni Türkiye Sineması'nın farklılaşmış formu olan anti-kahramanlarla birlikte kırılmıştır. Çalışmada, edebi bir terim olarak ortaya çıkan anti-kahraman kavramının nasıl bir yol takip ettiği, hangi değerler sistemine gönderme yaptıkları, niteliklerinin ve sınırlarının neler olduğu saptanmış ve bu yeni temsil şeklinin Türkiye Sineması'nda nasıl bir karşılık bulduğu, değişen sosyo-kültürel yapının detaylarıyla birlikte tartışılmıştır. Bu bulgular sonucunda, 2000 sonrası Türkiye Sineması'ndan seçilen beş örnek film üzerinden, tüm hataları, eksiklikleri ve kusurlarıyla sisteme karşı eleştirel bir figür olarak inşa edilen anti-kahramanların, gücünü erk ve iktidarın yüceliğinden sağlayan bir temsil şekline dönüşümünün nedenleri açıklanmıştır.