Avrupa Birliği için normatif bir misyon mu? Fiji Adaları ve Nijerya için Cotonou Ortaklık Anlaşması kapsamındaki insan hakları hükümlerinin uygulanması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: AYBÜKEM YAYLACI
Danışman: Sevilay Zehra Aksoy
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası politik atmosfer, dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun ne tür bir güç olduğu sorusunu tartışmaya açmıştır. Sürekli evrilen Avrupa Topluluğu'nu akademik olarak tanımlama çabaları özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde daha da yoğunlaşmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde Uluslararası İlişkiler ve özellikle Avrupa Çalışmaları literatüründe önem kazanan "Normatif Güç Avrupa" fikri aslında İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen Sivil Güç Avrupa ve benzeri anlayışların bir ürünüdür. Bu fikrin öncüsü olan Ian Manners, Avrupa Birliği'ni evrensel norm ve değerleri dış ilişkilerinde yayabilme yetisine sahip olan farklı tür bir güç olarak tanımlama yoluna gitmiştir. Bu düşüncesini Avrupa Birliği'nin kendine özgü özelliklerine ve norm yayma tekniklerine odaklanarak ortaya koymuştur. Günümüzde "Normatif Güç Avrupa" birçok çalışmada kullanılan teorik bir çerçeveye dönüşmüştür. Avrupa Birliği'nin normatif güç olma rolünü benimsemesiyle politik koşulluluk politikası daha çok önem kazanmıştır. Avrupa Birliği hem havuç hem de sopa kullanarak üçüncü ülkelere insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişim gibi ana normları yayma politikasını benimsemiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde daha yaygın uygulanan bu politika, Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı ticaret ve işbirliği anlaşmalarında artarak yer bulmuştur. Bu bağlamda, bu çalışmanın ilk kısmında "Normatif Güç Avrupa" anlayışının gelişimi ve bu fikre yöneltilen eleştiriler açıklanmıştır. İkinci kısımda, politik koşulluluk politikası ile şekillenen normatif bir misyon olarak görülebilecek İnsan Hakları Hükümlerinin tarihsel ve hukuksal gelişimi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla en kapsamlı İnsan Hakları Hükümlerini barındıran Cotonou İşbirliği Anlaşmasına odaklanılmıştır. Tezin son kısımda ise, İnsan Hakları Hükümlerinin Cotonou İşbirliği Anlaşması kapsamında üçüncü ülkelere nasıl ve neden farklı uygulanabildiği Fiji Adaları ve Nijerya vaka çalışmaları üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Analiz, söz konusu farklı uygulamaları açıklamaya ilişkin olarak, sosyal inşacı kampın Avrupa Normatif Güç yaklaşımına yönelik eleştirilerine dayanarak iki argümanı savunmaktadır. İlk olarak, AB'yi normatif bir güç olarak tanımlamanın mümkün olmadığını, çünkü mevcut Normatif Güç Avrupa kriterlerinin, AB'nin dış politikasını uygularken benimsediği bakış açısını açıklamakta yeterli olmadığını savunmaktadır. İkincisi, AB normatif temelli politikasını tutarlı bir şekilde uygulayabilse bile, AB'nin normatif gücü, üçüncü ülkenin AB'yi ne derece normatif bir güç olarak kabul ettiğiyle bağlantılıdır. AB'nin normatif gücü ve normatif-temelli politikasının etkisi, üçüncü ülkede yarattığı siyasi değişimle değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Cotonou İşbirliği Anlaşması, İnsan Hakları Hükümleri, Politik Koşulluluk, Norm, Nijerya, Fiji Adaları.