1980 sonrası dönemde Türkiye'de siyasal istikrar-vergilendirme ilişkisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Maliye Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2006

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞABAN ERTEKİN

Danışman: ZEYNEP ARIKAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Siyaset ve vergi, demokratik yönetim şekillerinde birbirinden ayrılmayan ve yakın ilişki içerisinde olan kavramlardır. "Temsilsiz vergi olmaz ya da kanunsuz vergi olmaz" ifadesi bu ilişkiyi daha güzel açıklamaktadır. Bu kadar yakın bir ilişkiye sahip iki kavram acaba birbirilerini nasıl etkilemektedir? Elbette ki bir ülkedeki vergi yapısını siyasetin yanı sıra ülkenin gelişmişlik düzeyi, küreselleşme olgusu, uluslar arası entegrasyonlar da etkilemektedir. Ancak siyasal düşünce ve verginin tarihsel gelişimi incelendiğinde siyaset-vergi ilişkisi açıkça görülebilmektedir. Özellikle Krallıkla yönetilen bir ülkedeki vergi sistemi ile demokratik toplumlardaki vergi sistemi farklıdır. Demokratik sistemdeki gelişmeler vergi siteminin de gelişmesine katkıda bulunmuştur. Bu çalışmada siyasal istikrarsızlık ve vergilendirme arasındaki ilişki "1980 Sonrası Dönemde Türkiye'de Siyasal İstikrar-Vergilendirme İlişkisi" adlı altında · incelenmiştir. Siyasetle vergi arasındaki bu yakın ilişkide, acaba özellikle çok partili döneme geçişten sonra sıklıkla ifade edilen istikrarsızlık vergi politikalarını nasıl etkilemiştir? Özellikle Türkiye'de, toplumda yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunların temelinde siyasal istikrarsızlık olduğu yönünde genel bir kanı mevcuttur. Siyasal istikrarsızlık kavramı ilk bakışta koalisyon hükümetlerinin ağırlıklı oluşunu çağrıştırsa da, meşru olmayan, halkın beklenti ve taleplerine cevap veremeyen, yüklenmiş olduğu görevlerde etkin ve verimli olmayan hükümetler de literatürde istikrarsızlık göstergesi olarak kabul edilebilir. 1980 sonrası dönemde askeri müdahale sonucu kurulan hükümet ve 1991 yılından sonra kurulan kısa ömürlü koalisyon hükümetleri genel olarak istikrarsız olarak kabul edilebilir. Vergi politikaları konusunda alınan karaların (beyana dayalı vergilerde) uygulama sonuçlarını görmek en az 12 ay gerektirmektedir. Oysa bu dönemde 25 günlük hükümetlere rastlanması bu çerçevede vergileme ile siyaset arasındaki bağı da büyük ölçüde koparmıştır. Ancak bu istikrarsızlığa ve vergi ile siyaset arasında bu yakın ilişkiye bakıldığında siyasal istikrarsızlığın vergi politikaları üzerinde pek etkili olmadığı görülmektedir. Siyasi iktidarların yeniden seçilebilmek ya da iktidarlarını muhafaza etmek güdüsüyle popülist politikalar uygulamasının, özellikle oy potansiyeli yüksek kesimler üzerindeki vergi yükünü düşürmesi beklenirken; siyasal istikrarsızlık -seçim kararları ile seçim tarihi arasındaki sürenin oldukça kısa olması nedeniyle-buna müsaade etmemiştir. Seçim ekonomisi ya da popülizm amacıyla vergi bir araç olarak kullanılamamış, ve vergi politikaları ve yapısındaki değişimlerin temelinde harcama ve borçlanma yapısından kaynaklanan bütçe baskısı yer almıştır. Ayrıca, 1980 sonrası liberalizasyon sürecinin getirdiği finansal krizler, vergi politikalarının siyasal bir araç ya da seçim ekonomisi aracı olarak kullanılmasının büyük ölçüde önüne geçmiştir.