Kent ve sinema ilişkisi bağlamında 90 sonrası Türk sinemasında İstanbul
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sinema Televizyon Ana Sanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2007
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HÜLYA ALKAN
Danışman: RAGIP TARANÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kent, sinemanın ilk doğuşundan bu yana beyazperdeye konu olmuş ya da fon olmuştur. Kentsel öğeler ilk Lumiere'in görüntülerinde karşımıza çıkmaktadır. Kent sinemanın tam merkezindedir.Baudrillard'ın da belirttiği üzere göre içinde bulunduğumuz çağ kameranın gözünden akan yansımalar aracılığı ile tanımlanmaktadır. Son dönemde bir bunalım durumunu fazlasıyla görüyoruz. Bunun en belirgin yaşandığı yer kentlerdir. İletişim bozuklukları, modern binalar arasında kaybolmuş birey, yabancılaşma ve yalnızlık, kent yaşamının olumsuz etkileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Başkentler, sinemada metropoller olarak sunulurken, kentin kargaşası, mimarisi, kültürü ile bir bütün olarak anlamlandırılmaktadır. Kent ve sinema ilişkisi; göç, toplumsal kırılma, kültür kargaşasını da beraberinde getirir. İstanbul tüm bu kent kavramlarının ne kadarını içinde barındırmaktadır? Tarihi sürece bakıldığında kent olma sürecini nasıl geçirmiştir?İstanbul metropol özellikleriyle 90'larda kültürel dönüşümünü gerçekleştirmektedir. Bu durum sinemaya aynen yansımaktadır. Özellikle Derviş Zaim, Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın gibi yönetmenler şehrin diğer yüzünü sinemaya aktarmışlardır. İstanbul kargaşasıyla, kültürel boyutuyla modern yapısıyla, yabancılaşan bireyi ile sinemada yer bulmaktadır. Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak'ında, Derviş Zaim'in Tabutta Rövaşata'sında, Yılmaz Erdoğan'ın Organize İşleri'nde, Fatih Akın'ın Duvara Karşı'sında, Zeki Demirkubuz'un Masumiyet, C-Blok, 3. Sayfa, İtiraf filmlerinde modern kent insanının psikolojik bunalımı, bloklar arasında kalan bireylerin yalnızlığı, yabancılaşması, kültürel yapısını görmekteyiz. İstanbul'un varoşuyla, modern yapısıyla kent olma çabası 90 sonrası Türk sinemasına yansımaktadır. Yılmaz Erdoğan'ın Organize İşler'inde illegal bir İstanbul gerçeği sunulurken, Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak'ında kentte yaşanan modern ve geleneksel çatışması anlatılmaktadır. Ümit Ünal'ın Anlat İstanbul'u turistik görüntülerle karşımıza çıkarken, fantastik de olsa Beyoğlu gerçeği ile yüzleşmekteyiz. Tabutta Rövaşata'da Hisar'da hem İstanbul'un eşsiz siluetini hem de bu muhteşem yapı içinde yalnızlığa itilen bireyini acı bir şekilde görmekteyiz.