Yüksek dansiteli poröz polietilen ve otolog kıkırdak grefti prefabrikasyonuyla trakea rekonstrüksiyonu (tavşanlarda deneysel çalışma)


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2005

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FAHRİ MOLA

Danışman: MUSTAFA YILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET: Yüksek Dansiteli Poröz Polietilen Ve Otolog Kıkırdak Grefti Prefabrikasyonuyla Trakea Rekonstrüksiy onu: (Tavşanlarda Deneysel Çalışma) Trakea cerrahisi rekonstrüktif cerrahide en sorunlu alanlardan biri olarak kabul edilmektedir. Rekonstrüksiyonda en iyi yöntemin rezeksiyon sonrası primer anastomoz olduğu tartışılmaz iken anastomoz yapılamayan defektlerin rekonstrüksiyonu halen üzerinde çalışılan konulardan biridir. Otolog dokular ve alloplastik materyallerin prefabrikasyonu ile elde edilen kompozit fleplerin başarılı trakeal rekonstrüksiyon sağlayabileceği üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmada iki farklı grupta yüksek dansiteli poröz polietilen implant (YDPP) ile ve otojen kıkırdak grefti ile iskelet çatının oluşturulduğu prefabrike üç boyutlu kompozit fleplerin, tam kat rezeksiyon sonrası oluşacak trakea defektlerinin rekonstrüksiyonundaki başarılarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma iki grupta toplam 16 denek üzerinde yapıldı. Deneklere 1. seans operasyonda oluşturulacak üç boyutlu kompozit flebin iç epitelyal yüzeyini deri grefti, iskelet çatının oluşturulmasında 1. grupta yüksek dansiteli poröz polietilen ve 2. grupta otolog kıkırdak grefti kullanılarak vasküler taşıyıcı olarak seçilen lateral torasik fasya flebi üzerinde prefabrike edildi. 3 hafta sonra deneklerin servikal trakealannda oluşturulan 1 cm'lik defektler prefabrike fleplerle onarıldı. Çalışmada YDPP grubunda 8 denek ve otolog kıkırdak grubunda 6 denek olmak üzere toplam 14 deneğe anastomoz uygulandı. Anastomoz sonrası yaşayan tüm deneklere 21. gün yüksek doz anestezik madde ile sakrifıkasyon planlandı. Klinik takiplerde YDPP grubundaki 1 denekte postoperatif 1. gün ve 1 denekte de postoperatif 1 1. gün ölüm gerçekleşirken diğre deneklerin tamamı öngörülen yaşam sürelerini tamamladı. Otolog kıkırdak grubundaki deneklerde ise yanlızca bir denek öngörülen yaşam süresini tamamlarken gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark tespit edildi (p0.05). Histopatolojik değerlendirmede prefabrike kompozit fleplerde her iki grupta kullanılan deri greftinin canlılığı, fasya flebi ve deri greftinin iskelet yapılarla ilişkisi, YDPP implant içine fibro vasküler büyüme paterni, kıkırdak viabilitesi ve enflamatuar yanıt değerlendirildi. Deri greftinin canlılığı, YDPP implant içine fibrovasküler büyüme paterni, kıkırdak viabilitesi, YDPP implant ve kıkırdak greftlerinin fasya ile ilişkisinin değerlendirilmesinde ve enflamatuar yanıtta her iki grup arasında istatistiksel fark oluşmadığı tespit edildi (p>0.1).YDPP ve otolog kıkırdak greftinin iç epitelyal yüzeyin oluşturulmasında kullanılan deri grefti ile ilişkisinin değerlendirilmesinde, otolog kıkırdak greftleri ve deri greftleri arasında orta ve zayıf derecede bağlantılar oluştuğu saptanırken, YDPP grubunda bu ilişkinin tam ve yoğun şekilde oluştuğu, grupların istatistiksel değerlendirilmesinde anlamlı fark saptandığı tespit edildi (p=0.003). Sonuçlar göz önüne alındığında literatürde daha önce karşılaşmadığımız YDPP implantın iskelet çatışım oluşturduğu üç boyutlu kompozit prefabrike flepler ile tam kalınlıkta geniş trakeal defektlerin rekonstrüksiyonu güvenilir ve uygulanabilir gibi görülmektedir. Ancak klinik kullanımda ortaya çıkan enfeksiyon ve ekspozisyon gibi komplikasyonların trakea cerrahisinde kabul edilemez olduğu düşünülürse bu alloplastik materyal ile yapılacak daha fazla sayıda çalışmanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Otolog kıkırdak greftleri ile desteklenmiş prefabrike fleplerde kıkırdak dokunun şeklini uzun süre koruyamaması ve rezorbsiyon sorunları nedeniyle trakea cerrahisinde kullanılabilirliğinin uygun olmadığını düşünüyoruz.