Doğumsal böbrek ve üriner sistem anomalisi olan olgularda prenatal risk faktörlerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HATİCE EROĞLU

Danışman: ALPER SOYLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Doğumsal böbrek ve üriner sistem anomalileri (DBÜSA) çocuklar ve genç erişkinlerde kronik böbrek hastalığının önce gelen nedenidir. DBÜSA altta yatan birçok genetik bozukluklara bağlı gelişebilir. Öte yandan, epigenetik faktörlerin (in utero ortam gibi) DBÜSA gelişimine etkisi son yıllarda bir çok araştırmaya konu olmuştur. Bu çalışmada, kliniğimizde izlenen DBÜSA olgularının antenatal, maternal ve ailesel özellikleri incelenmiştir. Spesifik olarak, gebelikteki ağırlık artışının DBÜSA gelişimine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma grubuna DBÜSA tanılı hastalar dahil edildi. Kontrol grubu olarak idrar yolu enfeksiyonu tanısıyla izlenmekte olan ancak konjenital renal anomalisi olmayan olgular seçildi. Her iki grup demografik (cinsiyet, gestasyon süresi, prematürite), antenatal (parite, oligohidroamnioz, preeklampsi, gestasyonel DM, eşlik eden malformasyon, İVF), maternal (gebelik yaşı, gebelik öncesi ağırlık, gebelikte ağırlık artışı, gebelikteki ağırlık artış oranı, sistemik hastalık, sigara, alkol, ilaç ) ve ailesel (akraba evliliği, böbrek hastalığı, üriner anomali) parametreler yönünden karşılaştırıldı. Aynı karşılaştırmalar üst (böbrek) ve alt (toplayıcı sistem, üreter, mesane) üriner sistem anomalisi olan çocuklar arasında da yapıldı. İstatistiksel değerlendirmeler ki-kare testi (yüzdeler) ve student-t testi (ölçülebilir veriler) ile yapıldı. P değerinin <0,05 olması anlamlı kabul edildi. Çalışma ve kontrol grupları 140 olgudan meydana gelmekte idi. Çalışma grubundaki olgularda 91 tanesinde üst üriner sistem, 49 tanesinde de alt üriner sistem anomalisi mevcut idi. Çalışma grubunda gestasyon süresi daha kısa, prematürite oranı, parite, oligohidramnioz, eşlik eden malformasyon ve ailede böbrek hastalığı sıklığı daha yüksek idi. Gebelikte ağırlık artışı da bu grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Ancak, bu bulguya çalışma grubunda erkek fetus oranının ve paritenin daha yüksek olmasının etki ettiği düşünüldü. Bununla uyumlu olarak, paritesi yüksek annelerin pregestayonel vücut ağırlıkları, unipar olan annelerden anlamlı ölçüde yüksek bulundu. Gestasyonel diabetes mellitus oranı çalışma grubunda oldukça yüksek (%10) ve kontrol grubuna göre 2 kat fazla olmakla birlikte, istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Alt ve üst üriner sistem anomalisi olan olgular karşılaştırıldığında, üst üriner sistem anomalisi grubunda oligohidramnioz oranının yüksek olması dışında bir farklılık saptanmadı. Sonuç olarak, DBÜSA için pregestasyonel vücut ağırlığı ve gebelik sayısının bir risk faktörü olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, gebelikte ağırlık artışı ve subfertilite nedeni ile yardımcı üreme tekniklerinin rolü olasılıkla kısıtlı hasta ve kontrol olgusu olması nedeni ile gösterilememiştir. Bu nedenle, bu konuda daha geniş kapsamlı, popülasyon bazlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.