Tırnak tutulumu olan psoriyazis hastalarında tırnak yatağı ve hiponikyumun dermoskopik olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAİM ÇARŞANBALI

Danışman: EMEL FETİL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Dermoskopi, dermatolojide başlıca melanomun erken tanısında, pigmente deri lezyonlarının ayırıcı tanısında ve çıplak gözle görülemeyen vasküler yapıların değerlendirilmesinde de kullanılmaktadır. Tırnak yatağına sınırlı psoriyazis sıklıkla tanısal güçlük oluşturmaktadır. Bu çalışmada tırnak yatağı psoriyazisinde hiponikyum vasküler yapılarının ve tırnak yatağının incelenmesinde kullanılması sayrılığın takip ve tanısında klinisyenlere yeni bir seçenek elde edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 04.06.2012-04.06.2013 arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları polikliniğine başvuran, 18 yaş üzerinde klinik ve histopatologik bulgularla psoriyazis tanısı alan 50 hasta ve aynı yaş grubundan klinik ve mikologik olarak kanıtlanmış tinea ungium bulunan 50 hasta alındı. Hastaların klinik özellikleri, şiddet ölçümleri, hiponikyumdaki damar sayıları, şekil ve dağılımları dijital dermatoskop (MoleMax II) ile değerlendirildi. Çalışmadan elde edilen veriler "SPSS 15.0" adlı standart programa kaydedildi ve elde edilen verilerin p<0.05 değerleri anlamlı olarak kabul edildi. Çukurcuklanma, lineer çukurcuklanma, lökonişi, trakionişi, onikoliz, yağ lekesi, splinter hemoragi, paronişi, lineer eritemli kenar bulguları birinci grupta anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Bunlardan çukurcuklanma, splinter hemoragi ve onikoliz en sık saptanan özelliklerdi. Kontrol grubunda ise subungal hiperkeratoz, Dikey stria, dikensi çıkıntı bulguları birinci gruba göre anlamlı olarak daha yüksek görülmüştür. Total distrofi ise birinci gruba göre daha çok görülmekte iken anlamlı fark saptanmamıştır. Klinik ve dermatoskopik olarak görülen renklerden sarı, turuncu, kahverengi, gri-siyah renkler ikinci grupta anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Beyaz ve yeşil renklerde ise anlamlı fark saptanmadı. Hiponikyum bölgesindeki damarsal yapılar değerlendirildiğinde ise toplam damar, noktasal damar ve kıvrımlı damar sayısı birinci grupta anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Özellikle onikoliz tablosunda dermoskopik olarak lineer eritemli kenar bulgusu onikoliz olmayan hastalara göre anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. Artrit ile PASI- mNAPSI arasında, damar sayıları ve artrit arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. PASI değerinin, mNAPSI toplam damar sayısı, noktasal damar sayısı ve kıvrımlı damar sayısı korelasyonun değerlendirildiği analizde ise bu kriterler korele bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışmadan yola çıkarak özellikle psoriyazis tırnak tutulumunda tırnak yatağı bulguları ve hiponikyumdaki vaskular yapıların sayıları, şekil ve dağılım özelliklerinin değerlendirilmesinin özellikle vücutta başka alanlarda deri lezyonu bulunmadığında tanısal açıdan yardımcı olabileceği düşünülmüştür Anahtar kelimeler: Psoriyazis, onikomikoz, tırnak bulguları