Türkiye'de meteorolojik afetler ve afet yönetimi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afet Yönetimi (Disiplinlerarası) Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FARUK DEMİRSOY

Danışman: ZEYNEP ARIKAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Afetler insanoğlu var olduğu günden beri uğraştığı konulardan birisi olmuştur. Sanayi devrimi ile birlikte artan sera gazı emisyon miktarları atmosferde birikmeye başlamış; artan popülasyon, tüketim alışkanlıkları ile birlikte etkisini günden güne artırmıştır. Bu birikimler sonucunda küresel ısınma yerini iklim değişikliği kavramına bırakmıştır. Sosyal bir varlık olan insanoğlunun en büyük özelliği çevresi ile uyum içerisinde yaşamasıdır. Çevresel faktörlerin belki de en başında gelen atmosferdeki bu değişimler insanoğlunun yaşadığı çevrede ciddi değişimlere sebep olmakta, bu süreçte afetlerin etkilerinin artmasına ve frekanslarını sıklaştırmasına sebep olmuştur. Tüm dünya gibi bu süreçten olumsuz etkilenen Türkiye de afet yönetiminde meteorolojik afetlere ayrı bir yelpaze açması gerekmektedir. 2009 öncesi ve sonrası olarak değerlendirilebilecek afet yönetimi kavramı Türkiye için elzem önemlidir. Geçmişinde birçok afet barındıran Türkiye can ve mal kayıplarını en aza indirmek, kamu güvenliği sağlamak ve en önemlisi afet sonucu doğurabilecek olay meydana gelmeden önce riskleri minimize etme çalışmalarına hız vermiş durumdadır. Problemin odak noktası düşünülecek olursa tüketim alışkanlıkları ve enerji gereksinimi bir sebep, artan sera gazı emisyonu ise bir sonuçtur. Sera gazı emisyonu artması bir sebep, küresel ısınma ise bir sonuçtur. Küresel ısınma bir sebep iklim değişikliği ise bir sonuçtur. İklim değişikliğinin sonuçları ise afetlerin artan frekansı ve etkileridir. Sebep sonuç ilişkisi dahilinde bile basitçe anlaşılmaktadır ki çözülmesi gereken ana sebep afetlere müdahale konusu değildir, afetlerin sebeplerini ortadan kaldırmaktır. Bu anlamda şehirlerde yeşil dönüşüm hareketi hızlandırılmalı, şehirlerin toprakla teması artırılmalıdır. Afetlere direnç göstermek yerine afetlere uyum stratejisi belirlenmelidir. Altyapı, üstyapı gibi tüm mekanlar değişen iklim koşullarının getirdiği risklere göre dizayn edilmeli, toplumda bölgesel risklere göre özel eğitimler verilmelidir.