Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RÜMEYSA SEVEN
Danışman: CİHAD KISA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, Lacan'ın Baba ve Tanrı'ya ilişkin psikanalitik görüşlerinin bir analizidir. Lacan, Freud'un Oedipus kompleksini yeniden okur. Freud, çocuk cinselliğinin ana temalarının Oedipus kompleksinde temellendiğini ve tüm yaşamın alt yapısını oluşturduğunu söyler. Buradan yola çıkarak da Tanrı inancının, psişenin oluşumunda babanın kurucu rolüyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya atar. Tanrı inancı, babanın işlevinin sanrısal bir şekilde şişirilmesine dayansa da yararlı amaçlara hizmet ettiği için eleştirilerden kurtulur. Narsistik arzuyu tatmin eder ve insan saldırganlığının yan etkisi olan suçluluk duygusunun arabuluculuğu işlevini görür. Din, entelektüelliğin gelişimini teşvik ettiği için medeniyeti mümkün kılan bir güç haline gelir. Lacan, Freud'un bu duruşunu kabul eder ve analizini derinleştirir. Lacan'a göre Oedipus, anaerkil imgenin sosyal sonunun kuramıdır. Nevrozların kökeninde bu baba rolünün yok olması vardır. Lacan için Tektanrıcılık, simgesel düzenin keşfini temsil eder. Freud'un analizlerinden yola çıkan Lacan, Freud'un Baba imgesini anlamlandırma halini simgesel düzeye taşıyarak, Tanrı'nın saf bir gösteren olduğu anlayışını açıklar. Gösteren gerçeği temsil etmez, bir düzen dayatır. Bu ilke, dile girişle öz-bilinçli bir ego ve bilinçdışı olarak ikiye ayrılan bir özne teorisine dönüşür. Gerçeğin kaybı, Öteki'nin yokluğu ya da Tanrı'nın yokluğu, gösterenin ortaya çıkışının sonuçlarıdır. Din, gösterenin kendisini gösterme ve bu şekilde yokluğu ifade etme imkânının bir sonucu olarak ortaya çıkar. Lacan, Freud'un analizini, özünde kayıp olarak görülen bir gerçek karşısında gösteren tarafından yaratılan öznenin negatif-diyalektik psiko-teolojisine dönüştürür.