Kutanöz melanom tanılı hastalarda sosyodemografik ve klinik özelliklerin hastalık algısı ve güneşten korunma davranışları üzerindeki etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hast. Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZLEM GÜRBÜZ

Danışman: Özlem Özbağçıvan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Melanom, melanositik hücrelerden köken alan ve sıklıkla deride olmak üzere, mukoza, göz ve meninkslerde de yerleşim gösterebilen malign bir tümördür. Son yıllarda özellikle beyaz ırkta olmak üzere, tüm dünyada insidansı giderek artış göstermiştir ve ciddi bir toplumsal sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir. Şimdiye kadar tanımlananlar arasında mutajenik rolü kanıtlanmış en önemli risk faktörü ultraviyole radyasyondur(UVR). Melanomdan korunma, melanomun tedavisi ve nükslerin önlenmesinde temel adım UV maruziyetini azaltmaktır ve bu da kişilerin güneşten korunma davranışları geliştirmesini içerir. Hastaların bireysel olarak hastalığına ilişkin algıları ve değerlendirmeleri de yaşam kalitesini ve tedaviye uyumunu belirlemektedir. Bu tez çalışmasının amacı, kutanöz melanom tanılı hastaların klinik ve sosyodemografik özelliklerinin hastalık algısına ve güneşten korunma davranışlarına etkisini değerlendirmek ve normal popülasyonla karşılaştırmaktır. Metot: 1 Temmuz 2021 ile 30 Temmuz 2022 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğine başvuran, 18 yaş ve üzerinde kutanöz melanom tanısı almış 35 hasta ve yaş ve cinsiyet yönünden melanom hastaları ile benzer özelliklere sahip, güneşten korunma alışkanlığını değiştirebilecek melanom ve melanom dışı deri kanseri veya fotosensitif bir hastalığı bulunmayan 70 sağlıklı kontrol grubu çalışmaya dahil edildi. Hasta ve kontrol grubunu oluşturan kişilere çalışma hakkında sözel olarak ayrıntılı bilgi verilip, yazılı olarak asgari bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatıldı. Hasta ve kontrol grubunun belirlenmesinden sonra fiziksel ve sosyodemografik veriler, öz ve soygeçmiş bilgisini içeren olgu rapor formu yüz yüze dolduruldu. Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, meslek, gelir durumu, medeni hali, yaşadığı yer, çalışma ortamı gibi sosyodemografik verileri; boy, kilo, bel çevresi, efelid (çil) varlığı, saç ve göz rengi, melanositik nevüs varlığı (sayısı ve boyutu) gibi fiziksel özellikleri; kronik hastalık varlığı, düzenli ilaç kullanımı, malignite öyküsü, melanom dışı deri kanseri öyküsü, alkol, sigara ve kahve tüketimi gibi özgeçmiş verileri; ailede malign melanom ve deri dışı malignite öyküsü gibi soygeçmiş ile ilgili verileri kaydedildi. Etiyolojide rol oynayabilecek faktörler (dispastik nevüs varlığı, kseroderma pigmentozum gibi hastalıkların varlığı, fototerapi öyküsü, immunsupresyon durumu, güneş yanığı öyküsü gibi) hem hasta hem de kontrol grubunda sorgulanırken, hasta grubunda malign melanom ilk tanı yaşı, lezyon bölgesi, histopatolojik alt tipi, breslow kalınlığı, eşlik eden mutasyonlar, evre, histopatolojik olarak melanom ile sonuçlanmış nevüs sayısı ve alınan tedaviler not edildi. Fitzpatrick sınıflandırmasına göre değerlendirilip, kişilerin deri tipleri 1-6 arasında skorlandı. Kutanöz melanom tanılı hastalarda güneş maruziyeti ve güneş yanığı öyküsüne ilişkin sorular melanom tanısı almadan önceki dönem; güneşe maruz kalma alışkanlıkları ve güneşten korunma tutumları ise melanom tanısı aldıktan sonraki döneme istinaden sorgulanıp; sağlıklı kontrol grubunda kesitsel olarak değerlendirildi. 'Yarar algısı' ve 'zarar algısı' boyutlarından oluşan Karar Alma Ölçeği (KAÖ) kullanılarak, kişilerin güneşten korunma konusundaki kararlılığı değerlendirildi. Hastalık Algısı Ölçeği'nin (HAÖ) 'hastalık hakkındaki görüşleri' ve 'hastalık nedenleri' boyutları kullanılarak, kişilerin hastalığına ilişkin yorumu, algısı ve değerlendirmeleri araştırılarak hastalık algısı değerlendirildi. Çalışma kapsamında toplanan verilerin analizi IBM SPSS 25.0 versiyonu kullanılarak yapıldı. Sonuçlar %95 güven aralığında değerlendirilip, p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen kutanöz melanom tanılı hastaların yaş ortalaması 49,14±11,52 iken, melanom ilk tanı yaşı ortalaması 44,14±12,61 (min 19 max 66) idi. %54,3 oranıyla hafif erkek predominansı mevcuttu. Hastaların yarısından fazlasının (%51,4) eğitim düzeyi yüksek olup üniversiteydi. %22,9'u mutlak kapalı, %71,4'ü de kapalı ağırlıklı açık+kapalı çalışma ortamında bulunuyordu. Hastaların %85,7'si kentsel yerleşik hayattaydı. Kutanöz melanom tanılı hastaların %71,4'ü açık DT (tip 1-3)'ye sahipti. Kontrol grubuna kıyasla, hasta grubunda açık saç (kızıl/sarı/açık kahverengi) ve açık göz rengi (yeşil/mavi/ela) oranı anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,023, p=0,001). Edinsel melanositik nevüs sayısı, hasta grubunun %51,4'ünde 25 ve üzerindeydi. Olguların yaklaşık yarısında (%45,7) displastik nevüs öyküsü mevcuttu (p=0,001). Sigara kullanımı ise hasta grubuna kıyasla sağlıklı kontrol grubunda anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,033). Hasta grubunda malign melanom aile öyküsü istatistiksel olarak anlamlı şekilde fazlaydı (p=0,015). Çalışmaya dahil edilen kutanöz melanom tanılı hastaların %37,1'inde aralıklı güneş maruziyeti ve %54,3'ünde de mesleki güneş maruziyeti mevcuttu. Hafta içi beş gün ve üzeri güneşe maruziyet öyküsü, hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti (p=0,027). Hastaların %77,1'inde geçmişte güneş yanığı öyküsü mevcut olup, bunların %44,4'ünün büllü güneş yanığı olduğu ve yine bu hastaların %70,4'ünde ilk güneş yanıklarının çocukluk ve adölesan dönemde meydana geldiği görüldü. Kontrol grubu da dahil çalışmaya katılan herkes (%100) yaşamı boyunca en az bir kez hafif dereceli güneş yanığı yaşadığını ifade ederken, altıdan daha fazla hafif güneş yanığı olan kişilerin, istatistiksel olarak anlamlı şekilde, hasta grubunda daha fazla olduğu görüldü (p=0,046). Hayatının bir döneminde ağrılı güneş yanığı yaşadığını belirten 17 hasta (%48,6) vardı ve bu hastaların da 11'i (%64,7) 0-19 yaşları arasındayken ağrılı güneş yanığı yaşadığını ifade etti. Hasta ve sağlıklı kontrol grubunun benzer oranlarda (sırayla %90,4 ve %85,7) 'nadiren' ve 'hiçbir zaman' yaz mevsiminde bronzlaşma amaçlı güneşlendiği görüldü. 'Asla' güneşlenme amacıyla tatile çıkmama, hasta grubunda kontrol grubuna göre daha yüksekti (sırayla %62,9 ve %22,9) ve haziran-ağustos ayları, 11:00-15:00 saatleri arasında 30 dakikadan kısa süreli güneş maruziyeti hasta grubunda %74,3 (n=26) iken, kontrol grubunda %34,3 (n=24) olarak saptandı. 'Güneşlenirken güneş kremi kullanımı' ve yoğun güneş ışığına maruz kalındığında 'gölgede oturma', 'vücudu örten kıyafetler', 'koruyucu şapkalar' ve 'güneş gözlüğü' kullanımı gibi fiziksel koruyucu kullanımı açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Kişilerin güneşten korunma konusundaki kararlılığını göstermek için kullanılan KAÖ, hasta grubunda kutanöz melanom tanısı aldıktan sonraki dönem için değerlendirilmiş olup, yarar algısı ortalama skoru (13,91±3,346) beklenen şekilde zarar algı skorundan (6,66±2,520) daha yüksek bulundu, ancak sağlıklı kontrol grubuyla aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Güneşten yeterince korunmanın göstergesi olarak kabul edilebilecek, geçen yıl 'hiç' güneş yanığı yaşamama oranlarına bakıldığında, hasta ve sağlıklı kontrol grubu birbirine benzer olarak saptandı (sırayla %82,9 ve %90). Melanom ilk tanı yaşı ile KAÖ yarar boyutu arasında negatif korelasyon tespit edilirken (p=0,035)(Pearson), ilkokul, ortaokul ve lise mezunu olanlara göre üniversite mezunu olanların KAÖ yarar skoru ortalaması anlamlı olarak daha yüksek bulundu. (p=0,003). Yaş ve cinsiyetin güneşten korunma davranışlarına etkisi görülmezken; eğitim düzeyi üniversite olanlarda güneşlenirken 'sık sık' ve 'daima' güneş kremi kullanma oranlarının daha yüksek olduğu; yoğun güneş ışığına maruz kalındığında ise 'sık sık' ve 'daima' vücudu örten giysiler ve güneş gözlüğü kullanma ve gölgede oturma davranışlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görüldü (p=0,001, p=0,038, p=0,001, p=0,026). Kentsel veya kırsal bölgede yaşamanın ve medeni durumun güneşten korunma davranışlarına herhangi bir etkisi olmadığı görülürken; 5000 TL ve üzeri geliri olanlarda yoğun güneş ışığına maruz kalındığında 'sık sık' vücudu örten giysiler ve güneş gözlüğü kullanma davranışlarının daha fazla olduğu görüldü. Geçen yıl 3-5 kez ağrılı güneş yanığı da, 5000 TL üzeri geliri olanlarda daha azdı (p=0,005, p=0,007, p=0,036). Evrelerine göre değerlendirildiğinde, Evre 1 kutanöz melanom tanılı hastaların diğerlerine göre daha fazla 'asla' veya 'nadiren' güneşlenme amaçlı tatile çıktığı ve geçen yıl daha fazla (3-5 kez) ağrılı güneş yanığı yaşadığı görüldü (p=0,030, p=0,001). Herhangi bir kronik hastalığın, kseroderma pigmentosum ve vitiligo gibi fotosensitizan deri hastalıkları varlığının, displastik nevüs öyküsünün, melanom dışı deri kanseri öyküsünün ve ailede (özellikle de birinci derece akrabalarında) MM öyküsünün güneşten korunma davranışlarına herhangi bir etkisi olmadığı görüldü. Hastaların çoğu, kutanöz melanomu anlam veremedikleri ve endişe duydukları, kronik, olumsuz ve ciddi sonuçları olan bir hastalık olarak görüyordu. Ancak, tedavi ile bu hastalığı kontrol edebileceklerini düşünüyorlardı. Hastaların çoğu, hastalıklarının daha çok stres ya da endişe, kişinin tutumu (yaşamı hakkında olumsuz düşünmesi), aile problemleri, aşırı çalışma, kişinin duygusal durumu (kendini kötü, gergin, yalnız ve boşlukta hissetmesi) ve kişilik özellikleri gibi psikolojik faktörlerden kaynaklandığını düşünüyordu. Kaza, yaralanma, şans veya kötü talih gibi faktörlerin hastalıkları üzerinde etkisi çok daha azdı. Hastaların yarısına yakını güneş maruziyetini kesinlikle melanom nedeni olarak görüyordu. Diğer değişkenler açısından anlamlı bir fark izlenmezken, geçmişte güneş yanığı öyküsü olan hastaların hastalıklarının olumsuz, ciddi sonuçları olduğuna inandığı ve hastalıklarına anlam veremedikleri saptandı (p=0,005, p=0,021). Hastalığının olumsuz, ciddi sonuçları olduğunu düşünenlerin yoğun güneş ışığına maruz kalındığında 'daima' vücudu örten kıyafetler giydiği (p<0,05) görülürken; yoğun güneş ışığına maruz kalındığında koruyucu şapkaları 'sık sık' kullananların hastalığın tedavi ile kontrol altına alınabileceği inancının yüksek olduğu, tam tersi 'hiçbir zaman' kullanmayanların ise hastalığın tedavi ile kontrol altına alınamayacağı düşüncesine sahip olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç: Çalışmamız kutanöz melanom tanılı hastalarda klinik ve sosyodemografik özelliklerin hastalık algısı ve güneşten korunma davranışlarına etkisini, kendi aralarında ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmalı olarak değerlendiren ilk çalışmadır. Çalışma sonuçlarına göre kutanöz melanom tanılı hastalarda klinik ve sosyodemografik özelliklerin hastalık algısı ve güneşten korunma davranışlarını etkilediği; melanom tanısı almış olmanın, güneşten korunma konusunda kişilerde pozitif farkındalık oluşturduğu görülmektedir. Bu hastaların hastalık algılarını olumlu yönde değiştirmek, yaşam kalitelerini artırarak UVR hasarı konusunda farkındalık kazanmalarını sağlarken; güneşten korunma yöntemlerini uygulamak da dahil olmak üzere, tedaviye daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olacaktır. Bu verilerin desteklenmesi için geniş çaplı, çok merkezli ve prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Melanom, hastalık algısı, güneşten korunma davranışı