Marka hukukunda önceye dayalı haklar
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SELİN ŞENEL
Danışman: AHMET TÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışmamızda, marka hukukunda özellikle uygulamada sıkça karşılaştığımız ve mevzuatta açık hükümler bulunmayan, her somut olaya göre farklı kararlar verilebilen ve yer yer doktrinde dahi görüş birliği bulunmayan marka hukukunda öncelik hakkı incelenmiştir. Tez çalışması hazırlanma süresinde iken, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kabul edildiğinden dolayı; tez içeriğindeki açıklamalar genel olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde değerlendirilmeye, getirilen yenilikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Marka hakkının elde edilmesi, "tescil yoluyla" ya da "kullanım yoluyla - gerçek hak sahipliği ile" mümkün olmaktadır. Marka hakkı iki farklı şekilde de elde edilebildiğinden dolayı, aynı marka üzerinde iki farklı yönden "hak" sahibi olan gerçek ya da tüzel kişiler arasında çoğu zaman uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Tezimizin çıkış noktası olan konu, bu tür uyuşmazlıklarda "marka hakkı sahibinin" hangi kriterlere göre tespit edileceğidir. Uygulamada eskiye dayalı olarak ticaret unvanları, işletme adları, internet alan adları gibi tanıtma vasıtalarını ya da tescilsiz işaretleri kullanan kişilerle daha sonradan bu ibareleri marka olarak tescil ettiren kişiler arasında, haksız rekabet ile marka hakkına tecavüz davaları doğmaktadır. Ayrıca, tescilsiz işaretlerin yabancı bir ülkede tescilli işaretler karşısındaki hukuki durumu da birçok uyuşmazlığı ortaya çıkarmıştır. Bu uyuşmazlıklarda sicile tescil ile korunan marka hakkı sahibinin mi yoksa hakkaniyet gereği eski tarihlerden beri bu ibareleri kullanan kişilerin mi korunması gerektiği, bu korumanın kötü niyet çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği doktrinde ve Yargıtay kararlarında çözüme kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde, marka hukukunda tescil ilkesi ve gerçek hak sahipliği ilkesi, marka hukukunda eskiye dayalı öncelik hakkının sınırları, markanın tescille korunması ilkesi ile gerçek hak sahipliği ilkesinin çatışması ve aralarındaki ilişki, gerçek hak sahipliğinin hakları açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde marka hukukunda tescil ilkesinin istisnasını oluşturan tescilsiz işaretlerin tanınmış marka, rüçhan hakkı, kullanım sonucu ayırt edicilik, önceye dayalı kullanım ve başkasının telif ya da sınai mülkiyet hakkı sınırları çerçevesinde ne derece korunduğu Türk mevzuatı ve uluslararası mevzuat hükümleri ile irdelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise tescilli bir marka ile tescilli bir ticaret unvanı / işletme adı / alan adı / coğrafi işaret ya da Paris Sözleşmesi'ne üye ülkelerde tescilli markalar arasındaki tarihsel öncelikler işlenmiştir. Burada, tarih olarak önce tescil olan tarafa başka bir koşula bakmaksızın hak bahşedilip bahşedilmeyeceği tartışılmış; bu tartışma aynı zamanda ticaret unvanı / işletme adı / alan adı / coğrafi işareti kullanan tarafın bu haklarını "markasal" olarak kullanıp kullanmadığı, hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak, tezimizin esas konusu olan gerçek hak sahipliğinin, ileri sürülemeyeceği durum olan sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi kavramı ve şartları doktrin görüşleri, ulusal ve uluslararası içtihatları örnek verilerek incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Marka, Gerçek Hak Sahipliği, Öncelik, Eskiye Dayalı Kullanım, Ticaret Unvanı, İşletme Adı, Tescilsiz Marka