Hipertansif hastalarda, tedaviye dirençli kan basıncı yüksekliği ile aortun elastikiyet özellikleri arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA TÜRKER PABUCCU

Danışman: NEZİHİ BARIŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Dirençli hipertansiyon özellikle yaşla beraber sıklığı artan bir durumdur ve etiyolojisinde arteryel stiffness da dahil olmak üzere bir çok etkenin rol oynadığı düşünülmektedir. Etkili önlemlerin alınabilmesi ve ileride gelişebilecek olası kardiyovasküler olayların önlenebilmesi amacıyla dirençli hipertansiyona neden olabilecek faktörlerin ortaya konması gerekmektedir. Arteryal stiffness; dirençli hipertansiyonda güçlü ve bağımsız bir öngördürücü olabilir ve aortun yaşla ilişkili dejenerasyonu, dirençli hipertansiyon patogenezinde baş rol oynayabilir. Çalışmamızda dirençli hipertansiyon ile arteryel stiffness parametreleri olan aortik strain, distansibilite, nabız dalga hızı (NDH) ve augmentasyon indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini amaçladık.Metod: Araştırmaya dahil edilen bireyler; Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı'na Mayıs 2010 ? Ağustos 2010 tarihleri arasında başvuran kişiler arasından seçildi. 3 farklı sınıftan antihipertansife rağmen (ideal olarak bu antihipertansiflerden biri diüretik olmalı ve tüm ilaçlar optimal dozlarda kullanılmalı) hedef değerlerin üzerinde kan basıncı olan hastalar dirençli hipertansiyon grubuna, regule hipertansiyonu olan hastalar hipertansiyon grubuna ve hipertansiyonu olmayan hastalar ise kontrol grubuna alındı . Tüm hastaların demografik ve klinik verileri alındı ve kan basınçları ölçüldü. Arteryel stiffness parametrelerinden aortik strain ve distensibilite ekokardiyografik olarak aortun sistolik ve diyastolik çapı ölçülerek hesaplandı. Aynı zamanda diastolik disfonksiyon açısından mitral inflow akımları doppler ile değerlendirildi, sol atrium volum indeksi ve sol ventrikül kütle indeksi hesaplandı. Santral aortik basınç, nabız dalga hızı ve augmentasyon indeksleri SphygmoCor tonometre cihazı ile (AtCor Medical Instruments) ölçüldü.Bulgular: NDH ve augmentasyon indeksi, dirençli hipertansiyon hastalarında, regüle hipertansiyonu olanlara göre ( sırasıyla p:0.000 ve p:0.05) ve kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek saptandı (sırasıyla p:0.000 ve p:0.001). Her iki parametre açısından, regüle hipertansiyonu olanlar ve kontrol grubu arasında fark saptanmadı. Aortik strain ve distensibilite, dirençli hipertansiyon hastalarında regüle hipertansiyonu olanlara göre (sırasıyla p:0.001 ve p:0.001) ve kontrol grubuna göre (sırasıyla p:0.00 ve p:0.021) anlamlı olarak düşük saptandı. Yine benzer şekilde hem aortik strain hem distensibilite açısından iki grup arasında fark saptanmadı. Dirençli hipertansiyon grubunda sol atrial volum indeksi kontrol grubuna oranla anlamlı olarak yüksek saptandı (p:0.001) ve yine dirençli hipertansiyon hastalarında kontrol grubuna oranla sol ventrikül kitle indeksi daha yüksek saptandı ( sırasıyla p:0.023) Vücut kitle indeksi ile aortik distansibilite ( r:-0.377 p:0.040) ve aortik strain (r:-0.499 p:0.01) arasında anlamlı ters korelasyon tespit edildi. Yine benzer olarak sol ventrikül kütle indeksi ile aortik strain (r:-0.489 ve p:0.007) ve aortik distensibilite ( r:- 0.371 ve p:0.04) arasında anlamlı ters kolerasyon vardı. Aortik stiffness ölçümünde kullanılan parametreler kendi aralarında değerlendirildiğinde nabız dalga hızı ile aortik strain -distensibilite arasında anlamlı bir ters kolerasyon izlendi (sırasıyla; r: -0.399, p: 0.029 ve r:-0.459 ve p:0.014), benzer olarak augmentasyon indeksi ile aortik strain- distensibilite arasında anlamlı ( sırasıyla; r -0.545, p:0.002 ve r:-0.620, p:0.00) ters kolerasyon tespit saptandı.Sonuç: Araştırmamızda; arteryel stiffness, dirençli hipertansiyon hastalarında, regule hipertansiyonu olan ve hipertansiyonu olmayan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla saptandı. Aynı zamanda hipertansiyon hastaları ve dirençli hipertansif hastalarda, diastolik disfonksiyon parametrelerinden sol atriyal volüm indeksi ve sol ventrikül kitle indeksi, diğer gruplardaki hastalara oranla istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Araştırmamız, arteryel stiffness açısından, dirençli hipertansiyon hastaları ile regüle hipertansiyonlu hastaları ve hipertansiyonu olmayan olguları karşılaştıran ilk çalışma olması nedeni ile önem kazanmaktadır.Daha önceki çalışmalar ile paralel olarak dirençli hipertansiyon hastalarında, vücut kitle indeksi ve sol ventrikül kitle indeksinin arteryel stiffness ile anlamlı pozitif korelasyon gösterdiği saptanmıştır. Çalışmamızda aynı zamanda sigara ile nabız dalga hızı arasında ve yaş ile augmentasyon indeksi arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı.Ek olarak arteryel stiffness ölçümünde kullanılan, ekokardiyografik olarak ve tonometri ile bakılan parametrelerin, kendi aralarında karşılaştırıldığı ilk araştırma bizim araştırmamızdır. Bu parametrelerden augmentasyon indeksi ve nabız dalga hızı ile aortik strain ve aortik distansibilite arasında anlamlı ters kolerasyon saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Dirençli hipertansiyon, arteryel stiffness, nabız dalga hızı, diastolik disfonksiyon