Fragmented selves, madness and writing: An analysis of intellectual women's Dilemma in Doris Lessing's The Golden Notebook, and Sylvia Plath's The Bell Jar


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Batı Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ZEYNEP KÜÇÜK

Danışman: NİLSEN GÖKÇEN ULUK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, Doris Lessing'in The Golden Notebook ve Sylvia Plath'ın The Bell Jar adlı romanları `kadın', `parçalanmış kimlik', `delilik' ve `yazma edimi' kavramlarından yola çıkılarak feminist eleştiri kuramı ışığında incelenmiştir. Tezin amacı, Lessing'in ve Plath'ın romanlarından yararlanarak, ataerkil bir toplumda yaşayan entellektüel kadının toplumdaki yerini, sorunlarını ve ikilemlerini analiz etmek ve bunların entellektüel kadının kimliğine, kendisine ve topluma olan bakış açısına nasıl yansıdığını gözler önüne sermektir.Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, Feminist Eleştiri Kuramı onsekizinci yüzyıldan günümüze kadar bu alana önemli katkılar yapan birçok seçkin ismin yorumları ışığında tanımlanmıştır. İkinci bölüm kadın ile delilik kavramları arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklamıştır. Bu bölümde varılmak istenilen sonuç, ataerkil toplum düzenine baş kaldırıp hayatını kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek isteyen kadınların ?deli? olarak tanımlandığı ve bu kadınların erkek egemen toplum baskısından kurtulmak için deliliği bir kaçış yolu olarak gördükleridir. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde Lessing'in ve Plath'ın entellektüel kadın kahramanlarının yazar kimliklerinden dolayı yaşadıkları ikilemleri ve bu ikilemlerin entellektüel kadın kahramanların iç dünyalarını ve yaratıcılıklarını nasıl etkilediği analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde ise kadınlığın sadece eş ve anne olmak olarak tanımlandığı bir toplumda yazar kimlikleriyle varolma yolunda toplumla bir mücadele içine girmiş olan yaratıcı kadınların yaşadıkları depresyon sonucunda elde ettikleri farkındalık sayesinde, entellektüel kapasitelerinin önemini benimsedikleri, erkek egemen toplumun yazar kimliklerini yok etmesine izin vermedikleri ve mücadelelerini kazandıkları düşüncesine varılmıştır.