The use of communicative approach in 9th grade English classes of two high schools in Buca, İzmir
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yabancı Diller Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: FERDANE DENKCİ AKKAŞ
Danışman: BERNA ÇÖKER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:1960 ve 1970'li yıllarda ortaya çıkan İletişimsel Yaklaşım dil öğretiminde günümüzde de popülerliğini korumaya ve arttırmaya devam etmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de MEB yabancı dil öğretimini İletişimsel Yaklaşımın ilkelerine göre yeniden yapılandırmaktadır. Türkiye'de yabancı dil öğretiminde İletişimsel Yaklaşımın kullanılmasına ilişkin yapılan çeşitli araştırmalar bazı güçlükler ve sorunlar nedeniyle sınıflarda dilin iletişimsel olarak öğretilemediğini ortaya koymuştur (Coşkun, 2011 ve Özşevik, 2010). Bu çalışmanın amacı 9. sınıf İngilizce derslerinin ne kadar iletişime dayalı olduğunu belirlemek ve mevcut durumu öğretmen ve öğrenci açısından incelemektir. Böylece teorik olarak yapılan yenilik ve değişikliklerin ne derece hayata geçirilebildiği ortaya konacak, var olan eksikleri ya da aksayan yönleri belirlenecektir. Bu araştırmanın katılımcılarını, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Buca ilçesinde bulunan Buca Hoca Ahmet Yesevi Lisesi ve Fatma Saygın Anadolu Lisesi'nden birer 9. sınıfın öğrencileri ve bu sınıflarda derse giren İngilizce öğretmenleri oluşturmuştur. Bu iki okul MEB'e bağlı birer tipik genel lise ve anadolu lisesi olmaları nedeniyle seçilmişlerdir. Her iki okulda da her hafta bir ders saati gözlemlenmiştir. Bu çalışmada veriler COLT gözlem formu ve görüşme soruları ile toplanmıştır. Gözlem formlarıyla elde edilen veriler oran hesaplamaları yapılarak analiz edilmiştir. Görüşme soruları ile toplanan veriler için içerik analizi yapılarak genel temalar ortaya konmuştur. Bulgular, İletişimsel Yaklaşımın sınıf içinde uygulanma düzeyinin büyük oranda öğretmene ve eğitim ortamına bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, öğrencilerin dil öğrenme süreçlerine ilişkin benzer tutum, görüş ve beklentilere sahip olmalarına rağmen MEB tarafından oluşturulan müfredatın aksine aynı eğitim uygulamalarını almadıkları görülmüştür. Bu durumun temelde öğretmenlerin öğrencilerinin profillerine, eğitim önceliklerine ve dolayısı ile eğitim felsefelerine ilişkin bakış açılarındaki farklılıklardan kaynaklanıyor olabileceği gözlemlenmiştir.