İbn Rüşt`de Tanrı-alem ilişkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2002
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EYÜP AKŞİT
Danışman: OSMAN BİLEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Bu çalışmamızda, Tanrı-âlem ilişkisini İbn Rüşt'ün görüşleri çerçeve sinde incelemeye çalıştık. İbn Rüşt, Tanrı-âlem ilişkisini, Tanrı'nın iradesi değil, fiili bağlamında ele almış ve yorumlamıştır. O'na göre fiil, özne ile nesne arasındaki bir ilişki dir. Bundan dolayı,' İbn Rüşt, bilimsel çalışmalar için son derece önemli olan nedenselliğe büyük önem vermektedir. O'na göre nedenselliğin reddi, epistemolojik, ontolojik ve teolojik sorunlara yol açar. İbn Rüşt, Eşarilerin yoktan yaratma ile Farabi ve İbn Sina'nın sudur teo risini benimsemez. O'na göre Tanrı, yoktan bir şey meydana getirmez. O, ön cesiz olan madde ile sureti bir araya getirir. Ancak Tanrı, madde ile sureti bir araya getirmekle yetinmez; aynı zamanda varlıkların devamını da sağlar. İbn Rüşt kendi teorisini, sürekli yaratma, olarak adlandırır. Bu teoriye göre Tanrı, alemle sürekli ilişki içersindedir. İbn Rüşt'e göre Tanrı, alemdeki varlıkların en önemlisi olan insanla e- pistemolojik bir ilişki içersindedir. Bu ilişkinin en önemli tezahürü; Tanrı'nın insanları bazı pratik konular (ahlak, mutluluk vb.) da aydınlatmak maksadıyla peygamberler göndermesidir. Ancak İbn Rüşt, peygamberliğin doğrulanması için Tanrı'nın tabiata müdahalesi olarak anlaşılan mucizelerin delil olarak gö rülmesine karşıdır. İbn Rüşt, insanın hürriyeti konusunda ılımlı determinist bir anlayışa sa hiptir. O'na göre, insan filleri, insanın iradesi ile dış sebeplerin uyumuyla ger çekleşmektedir. Ancak insan, dış sebepleri öğrenerek hareket edebilir ve hür riyetini gerçekleştirebilir. İbn Rüşt, ölümsüzlük sorununu da ele alır. Ruhun ölümsüzlüğünü ka bul eder. Ancak O, bu dünyadaki bedenlerin aynısıyla gerçekleşeceği iddia edilen bir bedensel diriliş konusunda bazı imkansızlıklar ileri sürmektedir. VI