İklim değişikliğine bağlı göçlerin Avrupa Birliği'ne üye ülkeler ve Türkiye'de sosyal güvenlik sistemlerine etkileri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NAZMİ TARIM
Danışman: ZEKİ ERDUT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İnsanların ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin üretilmesi sermaye birikimine dayanan küresel bir ekonomik sistem aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu sistem üretim yapma ve sermayeyi daha çok biriktirebilme uğruna, doğal kaynakları ve çevreyi -diğer insanlar için ortaya çıkabilecek kıtlıkları dikkate almaksızın- sınırsız bir şekilde kullanmaktadır. Mevcut sistemde üretim süreci temelde petrol ve kömür gibi fosil yakıtların kullanımına bağlıdır. Bu tür ürünlerin tüketilmesi ile açığa çıkan karbon atmosfere salınmaktadır. Atmosferde karbon miktarının artması güneş ışınlarının atmosferde daha çok tutunmasına ve atmosferin ısınmasına yol açmaktadır. Isınma ile kara, su ve buzul kütlelerinde değişiklikler oluşmaktadır. Kara, su ve buzul kütlelerinde oluşan değişiklikler insanların yaşam alanlarında hayatlarını sürdürmelerini olanaksız hale getirmektedir. Buzul erimelerine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi yaşam alanlarını kaybetmelerine, aşırı kuraklıklar yiyecek ve su kıtlığı çekmeleri gibi sorunlarınları ortaya çıkarmaktadır. İnsanların bir savunma hareketi olarak bu bölgelerden ayrılması kaçınılmaz hale gelmektedir. Ancak bu orta enlem dışındaki bölgelerde yaşayan, milyonlarca insanın göç etmesi anlamına gelebilir. İnsanlık tarihinde bu kadar insanın katıldığı bir göç daha önce hiç yaşanmadı. Yaşadıkları bölgeyi terk ederek birer iklim göçmenine dönüşen insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için tercih edecekleri bölgeler, iklim değişikliğinden göreceli olarak az etkilenecek ılıman kuşakta bulunan AB ülkeleri ve Türkiye olacaktır. Kitlesel boyutlardaki iklim göçmeni akışları, konaklama sunacak ülkelerde tahmin edilmez büyüklükte ve çeşitlilikte, ekonomik ve sosyal sorunları doğuracaktır. Konaklanan ülkelerin vatandaşları ve bu ülkede konaklayacak göçmenler, ekonomik ve sosyal sorunları birlikte yaşayacaklardır. Devletlerin bu tür sorunlarla başa çıkabilmesinin yolu, güncelleştirilmiş sosyal güvenlik uygulamalarını devreye sokmasından geçmektedir. Sosyal güvenlik edimlerinin, sosyal güvenliğin bir insan hakkı olması temelinde, tüm insanlara, sisteme katkıda bulunma şartı olmadan sunulması ekonomik sıkıntıları doğuracaktır. İklim göçmenlerinin sosyal güvenlik kapsamına alınması, uluslararası anlaşmalarda yer alan taşınabilirlik ilkesine bağlı olarak sosyal güvenlik edimlerinin sunulmasını küresel bir boyuta taşıyacaktır. Ulusal sınırların dışına çıkarak sosyal güvenliğin küresel bir boyuta gelmesi, iklim değişikliğinin küresel risklerine karşı sosyal koruma güvencesi sağlama garantisinin verilmesi demektir. İklim değişikliğine yol açan ülkelerin, dolaylı olarak da olsa iklim değişikliğinden ekonomik ve sosyal açıdan zarar göreceklerdir. İklim değişikliğine bağlı oluşacak riskler ekonomik açıdan devletler adına katlanılmaz seviyelere çıkabilir. Sosyal güvenlik sistemlerinin edimleri sunamayarak işlevsiz hale gelmeleri, iklim felaketlerinin yaşanma sıklığına ve şiddetine bağlıdır. Ancak ekonomik faaliyetlerin aynı doğrultuda devam etmesi süreci hızlandırmaktadır. Sermaye birikim modelinin gezegenin ve gezegende yaşayan canlıların ihtiyaç duyduğu kaynakları, dünya piyasalarına dâhil etmesinin, bir süre sonra bu modelin işleyemez hale gelmesine ve çökmesine yol açma olasılığı vardır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Göç, Sosyal Güvenlik, Avrupa Birliği, Türkiye.