20. Yüzyılda tiyatronun kitleselleştirilmesine yönelik düşünce ve uygulamalar


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sahne Sanatları Ana Sanat Dalı (Konservatuvar), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2006

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜNAY TOPRAK

Danışman: SEMİH ÇELENK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Tiyatro kitlesel bir sanattır. Diger sanat dallarından farklı olarak hem ana dayanan bir süreçtir, hem de hep daha genis bir kitleye ulasmak ister. Kendine özgü anlatımlarıyla, yasamın anlamını, insanın varlıgını konu olarak ele alır. Bu suretle, seyirciyle oyun arasında duygusal ve zihinsel bir etkilesim gerçeklesir. Bu çesit bir etkilesim geri bildirimli bir iliskidir. Tiyatronun ilk kaynaklarının görüldügü ritüel dönemlerde, tiyatro eylemi bütün toplulukla birlikte yapılırken, sonraki dönemlerde bu büyük bir degisime ugramıstır. Eyleme katılımı sınırlanmıstır. Özellikle, genis alanlardan saray içine alınan tiyatronun kitlelerle iliskisi giderek kopmustur. Bir azınlıgın kültürel gelenegi haline gelen tiyatro, biçim ve içerik kurallarıyla da sınırlanarak, genis yıgınlar açısından gerçegi, olayları ifade edemez hale gelmistir. Bu çalısma tiyatronun kitlesellestigi dönemler ile (Ritüel dönem, Antik Yunan, Ortaçag, Rönesans) 20. yüzyıl tiyatrosunda, kitlesel tiyatro eylemlerini gerçeklestiren üç yönetmenin (Max Reinhardt, Erwin Piscator, Vsevolod Meyerhold) çalısmalarını inceliyor. Aynı zamanda, sanatla hayatı biraraya getirme amaçlı Avangard akımların ve alternatif toplulukların tiyatro tanımlamalarını, düsüncelerini inceliyor. Bu çalısma, tiyatro sanatının kitlesellesmesine neden olan içerik ve biçimleri sıçramalı olarak belli bir tarihsel süreç içinde görmeye çalısır. 20. yüzyılda ulusal düzeydeki tiyatronun kitlesellesmesine yönelik düsünceleri ve uygulamaları da inceleyerek, günümüz tiyatrosunun degerlendirmesini yapmaya çalısıyor.