Androgenetik alopesi ve telogen effluvium tanılı kadın hastalarda saç ve saçlı deri trikoskopisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hast. Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: IŞIL KAMBEROĞLU TURAN
Danışman: ÖZLEM ÖZBAĞÇIVAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Klinik olarak sıklıkla birbiri ile karıştırılan veya çoğu kez bir arada izlenen iki tablo olan "Androgenetik alopesi ve telogen effluvium tanılı kadın hastalarda saç ve saçlı deri trikoskopisi'' isimli bu araştırmada, günümüzde giderek artan sıklıkta kullanılan trikoskopi bulgularının tespiti ve bu iki tablodaki trikoskopik bulguların birbiriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlar doğrultusunda,invazif olmayan bu tanı yönteminin KAGA ve TE'de kullanımının geliştirilmesi adına literatüre katkı sağlamayı ve daha uygun tedavi planları yapabilmek için yeterli kanıt düzeyini oluşturabilmeyi hedefledik. Araştırmamızda, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi (DEÜTF) Deri ve Zührevi Hastalıklar Kliniği'ne Nisan 2018 – Aralık 2019 tarihleri arasında saç dökülmesi yakınması ile başvuran, yapılan incelemeler sonucunda Kadın tipi Androgenetik Alopesi (KAGA) veya Telogen Effluvium (TE) tanıları almış olan ve trikoskopik kayıtları bulunan 18 yaş ve üzerindeki tüm kadın hastalar değerlendirilmiştir. Araştırmaya 55 KAGA, 55 TE ve 30 KAGA+TE birlikteliği olmak üzere toplamda 140 hasta alınmıştır. Hastaların saç ve saçlı deri incelemelerinde kliniğimizde mevcut olan dijital dermoskop (MoleMax II, Viyana, Avusturya) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler "SPSS 22.0" adlı standart programa kaydedilerek elde edilen verilerde p<0.05 değerleri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmamızda yer alan KAGA ve TE gruplarında demografik özellikler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Hastalık süresi KAGA için 75±79 (6-360) ay ve TE için 38±38 (6-120) ay olarak hesaplanmıştır. Trikoskopik bulgular frontal ve oksipital alanlarda ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Tek kıl folikül ünitesindeki terminal kıllar ve vellüs kıllar %25'lik dilimlere ayrılarak hesaplanmıştır. Frontal bölgede terminal kılların artışı KAGA grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptanmıştır (p<0.001). Tek kıl folikül ünitesinde yer alan ikiden az terminal kıl sayısı oranı karşılaştırıldığında; KAGA olgularında çam ağacı paternine uyacak şekilde %76-100 oranında ikiden az terminal kıl sayısı TE'ye kıyasla daha yüksek oranda bulunmuştur. Frontal bölgede vellüs kılların artışı açısından yapılan değerlendirmede de, KAGA olgularında vellüs kıl sayısında TE'ye kıyasla anizotrikozisi gösterecek şekilde %25 oranından %100 oranına kadar uzanan bir artış izlenmiştir (p<0.001). Saç dökülmesi tipleri ile yeni uzamakta olan saçlar arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. KAGA'da foliküler minyaturizasyon (p<0.001), bal peteği görünümü (<0.001), sarı (p=0.004) ve beyaz noktalar (p=0.002) TE'ye göre daha sık izlenirken; TE'de basit kırmızı düğümler (p=0.003) KAGA'ya göre anlamlı olarak yüksek oranda tespit edilmiştir. Kıl çapı heterojenitesinde %20'den fazla farklılık izlenmesi anlamına gelen anizotrikozis 55 hastanın 54'ünde pozitif izlenirken, KAGA'nın patognomonik bulgusu olarak kabul edilmiştir. Oksipital bölgede terminal kılların artışı KAGA grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptanmıştır (p<0.001). Hormonal duyarlılığınoksipital alanda azaldığı KAGA'nın aksine, TE olgularında difüz incelmenin göstergesi olarak tek kıl folikül ünitesinde ikiden az terminal kıl daha yüksek oranda saptanmıştır. Vellüs kılların artışı KAGA'lı olgularda TE'li olgulara oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek düzeyde saptanmıştır (p<0.001). KAGA olgularında anizotrikozise ikincil vellüs kıl oranında artış oksipital alanda da devam etmektedir. KAGA'da foliküler minyatürizasyon görülme oranı TE'ye göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p<0.001). Bu bulgu hem oksipital alanda hem frontal alanda saptanan ortak bir bulgudur. Diğer foliküler paternler arasında yer alan sarı (p=0.006) ve beyaz noktalar (p<0.001) KAGA'da TE'ye oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla izlenmiştir. Perifoliküler paternlerden peripilar bulgu (p=0.013) ve perifoliküler skuam (p=0.004) oksipital bölgede TE'de KAGA'ya göre anlamlı derecede daha fazla izlenmiştir. İnterfoliküler bir patern olan bal peteği görünümü KAGA'da (p<0.001); basit kırmızı düğümler ise TE'de (p=0.003) anlamlı derecede yüksek oranda saptanmıştır. Araştırmamız KAGA ve TE ayırıcı tanısı için frontal alan ile oksipital alan trikoskopik bulgularının bir arada incelendiği ilk çalışmadır. Saç hastalıklarının ayırıcı tanısında kullanılabilecek trikoskopik veriler arttıkça, hem invazif tanı yöntemlerine olan gereksinim azalacaktır hem de hasta için tanı aşaması daha konforlu hale gelecektir. Bunun yanı sıra hastalığın prognozunu belirlemede ve tedaviyi etkin yönetmede de bu veriler kullanılabilecektir. Araştırmamızın sonuçları aynı zamanda tanısında en çok güçlüğün yaşandığı erken evre KAGA ve TE ayrımı için de yardımcı ipuçları içermektedir. Sonuç olarak trikoskopi, saç hastalıklarının ayırıcı tanısında umut vaat edici bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde ettiğimiz verilerin klinik pratikte uygulanabilirliğinin gözlenmesi açısından gelecekte yapılacak olan çok merkezli, geniş çaplı, prospektif çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.