Titanyuma PIII&D yöntemi ile farklı elementlerin implantasyonundan elde edilen implantların özelliklerinin incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Makina Mühendisliği Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKÇE MEHMET GENÇER

Danışman: SÜLEYMAN KARADENİZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Çalışmada gümüşün sahip olduğu antimikrobiyal etkiyi ve titanyum nitrürün sahip olduğu mekanik ve kimyasal özelliklerini birleştirmek adına, ortopedik implant malzemesi olan Ti6Al4V 'un yüzeyine azot plazmasında plazma daldırma iyon implantasyonu ve biriktirme (PIII&D) yöntemi ile gümüş biriktirilmiştir. Kaplamalar, negatif darbeli yüksek gerilim, magnetron sıçratma gerilimi ve uygulanan gerilimlerin darbelerinin süreleri dikkate alınarak üretilmiştir. Oluşturulan kaplamaların yüzey morfolojileri atomik kuvvet mikroskobu (AFM), kesit morfolojileri ise alan emisyonlu taramalı elektron mikroskobu (FE-SEM) ile belirlenmiştir. Kaplamaların faz ve kimyasal kompozisyonları, sırasıyla, X-ışını difraksiyonu (XRD) ve X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) ile belirlenmiştir. XPS derinlik profili analizi numunelerin yüzeyine gümüş ve azot iyonlarının nüfuziyetini belirlemek için yapılmıştır. In-vitro deneyleri ile, elde edilen kaplamaların yüzeylerine E-coli bakterilerinin tutunumları belirlenmiştir. In-vivo deneylerinde, PIII&D yöntemi ile yüzeyleri kaplanan Ti6Al4V ortopedik vidalar tavşan omurgasına cerrahi operasyon ile yerleştirilmiş ve vidaların yerleştirildiği bölgedeki dokuların patolojik muayeneleri yapılmıştır. 8 kV 'dan daha fazla negatif darbeli yüksek gerilim kullanımının yüzeyde gümüş birikimini azalttığı ve bunun yanında azot implantasyonunu belirgin şekilde arttırdığı tespit edilmiştir. Magnetron sıçratma geriliminin ve uygulanan gerilimlerin darbe sürelerinin artışı ile yüzeyde gümüş birikimi arttığı, bu artışta darbe sürelerinin magnetron sıçratma gerilimine göre daha etkili olduğu tespit edilmiştir. In-vitro deneyleri, PIII&D ile kaplanmış numunelerin yüzeylerine E-coli bakterilerinin daha az tutunduklarını göstermiştir. In-vivo deneyleri kapsamında yapılan patolojik incelemeler, elde edilen kaplamaların vücut içinde kullanılabilir olduğunu göstermektedir.