1967 yılı basınında Arap-İsrail savaşı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATİH FİDAN

Danışman: KENAN KIRKPINAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET İsrail, Ortadoğu'nun jeopolitik açıdan en can alıcı önemdeki noktalarından birine kurulmuş olan bir Yahudi olgusundan ibaret değildir. İsrail devleti esas olarak batılı ülkelerden Filistin'e Yahudilerin göç etmesi ve Filistin'in yerli halkının Yahudilere yer açmak için topraklarında sürülmesi zemini üzerinde kurulmuştur. Avrupa, İkinci Dünya Savaşında Yahudilerin Nazilerin elinde uğradığı zulmün suçluluk kompleksi altındaydı. Bu kompleks onlara Yahudilere bir vatan bularak giderilebilirdi ancak. Bu nedenlerle, İsrail ile batı dünyası çeşitli bağlarla birbirine bağlanmıştı. Hiçbir zaman kopmayacak olan bu bağ İsrail'in kurulduğu günden bu yana Ortadoğu'da suları asla durultmadı. Tarih boyunca ve hatta Tezin hazırlandığı şu günlerde bile zaman zaman çatışmaların yaşandığı Ortadoğu kelimenin tam anlamıyla dünyanın deprem merkeziydi. 1967 yılı savaşı ise yaşanan depremlerden sadece birisidir. Bu savaş esnasında Türk basını ve Türkiye olayları yakından takip etmiş uzun zamandır kötü olan Arap ilişkilerini düzeltme fırsatını elde etmiştir. Türkiye bu krizde izlediği politika ile Sovyet politikasına yakınlaşmıştır. Böylelikle de daha önceki dönemlerde olan NATO ve Batı ülkeleriyle uyumlu politikadan uzaklaşarak, Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda hareket edilmiştir. Basında bu konuda iki görüş oluşmuştur. Cumhuriyet, Milliyet gibi gazeteler bu savaşı Arapların Amerikan emperyalizmine açtığı savaş olarak görmüşlerdir. Diğer yandan iktidar yanlısı gazeteler Adalet, Son Havadis ve iktidar sempatizanı olarak görülen Tercüman ise hükümetin izlediği politikanın karşısındadır. Bunun nedeni ise Orta Doğudaki savaştan Sovyetler Birliği birinci dereceden sorumlu tutulmuştur. Nasır, Sovyetler Birliği' nin bir adamı olarak görülmüştür ve Nasır, sosyalizmi benimsediğinden dolayı, Araplarlaortak din faktörü göz ardı edilmiştir. Bazı yazarla Üçüncü Dünya savaşının çıkmasından endişe duyarlarken bazıları da Krizden Türkiye'nin Dünya gözünde önemli bir konuma gelebilmesi için arabulucu görevini üstlenmesini savunmaktaydılar. Sonuç olarak Türkiye bu savaşta İsrail'i açıkça kınamasa da Arapların yanında yer almış ve bozuk olan Arap ilişkilerinin düzelmesini sağlamıştır. vı