Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZGE BORAZAN
Danışman: Cemile Arzu Aytekin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Birden fazla noktanın bir araya gelerek hareket etmesiyle oluşan çizgi, resmin başat ifade aracı olarak, kompozisyonun yüzeyinde yer alan biçim, renk ve alan sınırlamaları gibi unsurları ortaya çıkaran ve bunları birbirinden ayıran bir niteliğe sahiptir. Sanat alanında yapılan ilk çizgisel biçimlendirmeler, mağara duvarlarına yapılan resimler ile ortaya çıkmıştır. Çizgi, Rönesans döneminde resme hazırlık malzemesi olarak eskiz niteliğinde kullanılmış ve tabloda doğrudan bir ifadesine rastlanmamıştır. Fakat fotoğrafın icadından sonra mağara dönemindeki önemine tekrar kavuşarak başlı başına sanatsal bir öğe olarak görülmüştür. Bir nesnenin dış çizgilerini meydana getiren ve onun algılanmasını sağlayan görsel öğelerin sistemli bir bütününü oluşturan biçim, form ve şekil ile ilişkili olsa da birbirinden ayrı anlamları barındırır. Her sanat biçimi, yaratıcısına özgü duygu ve sezgilerden açığa çıkan bireysel üslup farklılıklarını dile getirir. Bu farklılıkları meydana getiren unsurların sistemli ve belirgin ifadeleri ile biçimci sanat yaklaşımları ortaya çıkar. Sanatçının duyusal ve zihinsel olarak bir bütünü algılaması sonucu görselleştirilerek çizgi ile ifade alan biçimler, desenin oluşumunu meydana getirir. Orta Çağda dinin tekelinde gelişen sanatta daha sonra, aklı yücelten görüşler ile birlikte yeniyi, ilerlemeyi hedef alan modernizm süreci başlamıştır. Sanatta gerçekliğin dış dünyada değil, bireyin iç dünyasında saklı olduğunu farkeden modern sanatçı zamanla, doğayı yansıtan natüralizmden koparak biçimlerini kendi duygu, sezgi, algı ve imgesel gücü ile oluşturduğu dışavurumcu ve biçimci anlayışlara yönelmiştir. Modern sanatta desenin biricik ifade aracı olarak çizgi, soyut düşünceleri dile getiren ve yüzeyde süreci olduğu gibi ortaya koyan bir işlev kazanmıştır. Evrenin temelinde olduğu gibi, sanat yapıtında da sürecin ortaya konması, bir meydana gelme durumu olarak 'oluş'u ifade eder. Sanatın özgürleşmesinde ve ilerlemeci anlayışta, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi, insanlık tarihinde toplumsal yapıyı değiştiren ve yeniden biçimlendiren iki önemli adım olmuştur. 20. Yy. Endüstri çağında yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmelerle büyük bir dönüşüme uğrayan toplumun yaşam biçimi değişmiştir. Bu dönüşüm toplumda ve sanatta yapıcı ve oluşturucu bir düşünce sisteminin benimsenmesini sağlamıştır. Bu bağlamda, Modernizm sürecinde, toplumun gereksinimlerine sanat aracılığıyla karşılık veren devrim niteliğinde bir okul olan Bauhaus, Walter Gropius tarafından 1919 yılında Almanya'da kurulmuştur. Sanat, tasarım ve mimarlık alanında eğitim veren Bauhaus, uygulamalı sanatlar ile güzel sanatları birleştirmeyi amaçlamıştır. Bauhaus Okulu'nun önemli bir temsilcisi ve ressam olan Paul Klee'nin geliştirmiş olduğu Oluşturan-biçimlendirme yöntemini ve bu yönteme dayalı olarak modern desenlerde (eserlerde) çizginin yeni biçimlendirme olanaklarının, 1920-1960 yılları arasında oluşturulmuş modern anlayıştaki desenler (eserler) üzerinde incelenmesi, bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, nitel araştırma özelliği taşımaktadır. Bilimsel araştırma yöntemi olarak tarihsel yöntem yani literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, ilgili literatür taranarak elde edilen dokümanlar incelenip, araştırmanın konusu tarihsel süreç içerisinde görsel materyallerle desteklenerek tümevarıma dayalı bir yaklaşım çerçevesinde açıklanmaya çalışılmaktadır. Paul Klee'nin geliştirdiği oluşturan biçimlendirme yönteminin modern sanattaki üç desen(çizgisel resim) örneği üzerindeki etkileri, amaçsal(amaçlı) örnekleme yöntemine uygun olarak incelenmektedir. Klee'nin Oluşturucu Biçimlendirme Yöntemi'ne dayalı bulgularda elde edilen, özetlenen ve yorumlanan veriler kavramsallaştırılıp, kodlar halinde düzenlenmekte ve gerekli kodların gruplandırıldığı kategoriler çerçevesinde seçilen görsel eserler yapısal olarak incelenmektedir. Klee, Oluşturan-biçimlendirme yönteminde görünenden görünmeyene ulaşmayı, yüzeyden derine ilerleyen içsel doğanın özüne varmayı amaçlamıştır. Yönteme göre, doğanın özü de, doğan, büyüyen, üreyen ölen güçlerin karşıtlıklarından meydana gelen bir oluş halinde ilerlemektedir. Sonuç olarak, literatürden elde edilen bulgular doğrultusunda, Modern sanatçıların Klee'nin öğretilerinden etkilendiği ve bu etkileri eserlerine yansıttığı, oluşturulan kategoriler ve görsel kodlar üzerinden değerlendirilerek örneklerle açıklanmıştır. Çözümlenen eserler üzerinde yapılan incelemelerde, Klee'nin Oluşturan-biçimlendirme yönteminde olduğu gibi çizgiden yola çıkan biçimlerin ritmik, devinimsel hareketlerin ve karşıtlıkların birarada ve eşzamanlı kullanımına bağlı olarak ortaya çıktıkları görülmektedir. Bu eserlerin soyut ve sürrealist eğilimler barındırdığı, sürrealizmin otomatizm tekniğinden de yararlanılarak oluşturulduğu, içeriksel olarak da sezgisellik ve imgesellik gibi özellikler gösterdiği saptanmıştır. Klee'nin Modern sanatçılar üzerinde bir etki oluşturduğu ve Oluşturan-biçimlendirme yönteminin Modern Sanatta çizgisel resimlerde kullanıldığı görülmektedir.